Abdulkuddus YalçınAllah Adaleti ve İyiliği Emreder!…

6 ay ago141816 min

“Allah Teâlâ adaleti, ihsanı, akrabaya yardım etmeyi kesinlikle emreder …” (Nahl: 90)

“…Daima âdil davranın. Muhakkak ki Allah, âdil davrananları sever.” (Hucurât: 9)

İyâz bin Himâr radıyallahu anh dedi ki: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken dinledim:

“Cennetlikler üç gruptur. Bunlar:

  • Âdil, sadaka veren ve başarılı (devlet başkanı, vali ve hakim gibi) yetki sahibi kişi,
  • Bütün Yakınlarına ve müslümanlara karşı merhametli ve yufka yürekli olan kişi ve
  • Ailesi kalabalık olduğu halde haram kazançtan sakınıp kimseden bir şey istemeyen adamdır.” (Müslim)

İyâz bin Himâr’ın (radıyallahu anh) rivayet ettiği bu hadis uzundur, burada sadece bir kısmı alınmıştır. Bu hadis-i şerifi ayrıca ibn-u Hibban sahihinde, Taberani Kebir’de ve Yahya eş-Şeceri Tertib-ül Emali-l Hamisiye’de zikretmiştir.

İbn-u Atiyye şöyle der: “Ayet-i kerimede geçen “Adalet”: İnanca ve emanetleri eda etmeye ait olan farzların tümüdür, zulmü terk etmektir, insafla hareket etmektir ve her hak sahibine hakkını vermektir. “İhsan” ise kendisine davet edilen ve yapılması hoş karşılanan tüm iyi işlerdir”. (Kurtubi)

Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem bazı konuları kolayca öğretebilmek için onları gruplandırarak anlatırdı. Bu hadis-i şerifte de insanı cennete götüren güzel davranışları öğretirken bu usûlü kullanmış ve cennetliklerden üç grup kimseyi zikretmiştir.

Bunlardan ilki âdil, sadaka ehli ve başarılı devlet başkanı gibi güç ve yetkiyi elinde bulunduran yönetici kimsedir.

Yöneticinin âdil olması demek, yönettiği kimseler arasında; taraftarlar, muhâlifler, sevdiği ve sevmediği kimseler, gibi bir ayırım yapmadan umum halkının mutluluğu ve refahı için çalışması demektir.

Yöneticinin başarısı,  Allah Teâlâ’nın ona, hayra ve iyiliğe giden yolları açması ve gerekli imkânları hazırlamasıyla mümkündür. Bir yöneticinin ilâhî yardıma ve desteğe hak kazanabilmesi için şüphesiz birinci şartın kendinde bulunması, yani her icraatında adaleti gözetmesi gerekir. Devlet başkanı halkına karşı iyi niyetli ve adâletli olduğu takdirde arkasında Cenâb-ı Hakk’ı bulacaktır. (Ryazü-s Salihin tercümesi ve şerhi, Heyet)

Yukarıda zikrettiğimiz birinci ayet-i kerimede Allah Teâlâ mutlak olarak bütün kullarını her hususta âdil olmaya, her konuda hakkı gözetmeye çağırmakta, her hak sahibine hakkını vermeyi ve iyilik yapmayı emretmekte, başkalarına saldırmaktan ve zulüm yapmaktan sakındırmaktadır (Nahl: 90). Buna binaen herkes için adil davranmak ve zulümden kaçınmak farz-ı ayndır. Ancak “adil olmak” denilince akla ilk önce devlet başkanı ve yöneticiler gelmektedir. Bu nedenle herkesten önce bu onlara yakışır ve onların görevi sayılır. Bu zor görevi îfâ ettiklerinde de Allah’ın sonsuz lutfuna mazhar olurlar.

Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyuruyor:

“Yedi kimseyi Allah Teâlâ kendi gölgesinden başka gölge bulunmayan kıyamet gününde, gölgesinde barındıracaktır. (Bunların birincisi): Adaletli devlet reisidir. (Buhârî, Müslim)

“Verdiği hükümlerde, ailesinin ve halkın yönetiminde adaletli davranan yöneticiler, kıyamet gününde Allah Teâlâ’nın yanında nurdan yüksek koltuklar üzerinde otururlar.” (Müslim, Nesâî)

 “Devlet başkanlarınızın en hayırlısı, sizi seven ve sizin tarafınızdan sevilen, size dua eden ve sizin duanızı alan kimselerdir. Devlet başkanlarınızın en kötüsü de, size buğzeden ve sizin buğzunuza hedef olan, size lânet eden ve lânetinizi alan kimselerdir.” (Müslim)

Evet, ilk insandan son insana varıncaya kadar bütün beşeriyetin bir araya toplanacağı dehşetli mahşer gününde gölge nâmına sadece Cenâb-ı Hakk’ın arşının gölgesi bulunacaktır. O gölgeliğin altında barınacak bahtiyarların arasında yedi grup kimse yer alacaktır. O yedi bahtiyarın başında, adaletli devlet başkanı yer alacaktır. Bunun anlamı, gerek mahşerde gerek daha sonraki zor zamanlarda hiçbir sıkıntı ile karşılaşmamak ve hem cenneti hem de Allah’ın rızâsını kazanmak demektir. Bu garipsenecek bir durum değildir. Çünkü adil devlet başkanı büyük bir mesuliyet ve çetin bir görev üstlenmiştir.

Zira adaletli devlet başkanı, halkının derdine çözüm arar, onları huzur içinde yaşatmaya çalışır ve böylece Allah’ın pek çok kuluna iyiliği ve faydası dokunur. Kullarını çok seven Allah Teâlâ’nın, onlara iyilik edenlere büyük değer vermesi ve “Siz benim kullarıma faydalı oldunuz, onlara âdil davrandınız, dünyada onları himâye ettiniz, ben de bugün sizi himâye edeceğim”, diyerek onlara sahip çıkması son derece tabiidir.

Âdil devlet başkanı ifadesinin kapsamına halkı yöneten ve onların işlerini yürüten bütün idareciler girmektedir.

Dolayısıyla adaletli vâli, kaymakam, adaletli hâkim, komutan, aile fertlerine âdil davranan ve onlara haksızlık etmeyen aile reisi, idaresine verilen yetim malını veya vakıf malını adâletli bir şekilde kullanan yönetici ve benzeri kimseler bu müjdenin içine girmektedir.

Zikredilen son hadis-i şerifte ise Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem idare edenlerle idare edilenlerin tam bir âhenk ve huzur içinde yaşamaları gerektiğine işaret buyuruyor. Zira insanların dinî ve dünyevî görevlerini gerektiği şekilde yapabilmeleri için huzura ve sükûna ihtiyaçları vardır.

Yöneticiler, şahsî hayatlarında ve idârî tutumlarında dürüst oldukları, halka âdil ve merhametli davrandıkları sürece halk da onları sever, kendilerine dua ve itaat eder. Halkının bu tutumu yöneticiyi memnun eder, onları sever ve bahtiyâr olmaları için Allah’a dua eder. Bu karşılıklı sevgi ve anlayış her birinin daha huzurlu ve daha verimli olmasını, devletin gelişip güçlenmesini sağlar.

Dürüst bir hayat sürmeyen, halkına âdil ve merhametli davranmayan idareciler hoşnutsuzluk uyandırırlar. Onları sevmeyen halk kendilerine itaat etmedikleri gibi, devrilip başlarından gitmeleri için dua ederler. Halkın hoşnutsuzluğunu ve itaatte kusur ettiğini gören bu kötü yöneticiler, tutumlarını daha da sertleştirirler. Böylece ne halkta ne de yöneticide huzur kalır.

Cennete girmeyi hak eden ikinci grup bahtiyarlar, yakınlarına ve Müslümanlara karşı merhametli ve yufka yürekli olanlardır. Demek ki cennete girmeyi hak edebilmek için akraba olsun veya olmasın bütün müslümanlara karşı merhametli, şefkatli ve yufka yürekli olmak gerekmektedir.

Resûlullah sallallahu aleyhi ve selem şöyle buyuruyor:

“Allah, insanlara merhamet etmeyene rahmette bulunmaz.” (Buhârî, Müslim)

“Rahman olan Allah, merhametli olanlara rahmetle muamele eder. Öyleyse, sizler yeryüzündekilere karşı merhametli olun ki, semâda bulunanlar da size rahmet etsinler.” (Tirmizî, Ebû Dâvud)

Elbette merhamette öncelikler olacaktır. Fakat hadis-i şerifte “merhametli olanlar” derken ifâdenin mutlak bırakılmış olması dikkat çekicidir. Yani “insanlara” veya “Müminlere” veya “sâlihlere” veya “fakirlere” diye bir kayıt yoktur. Öyleyse bütün mahlûkâta karşı merhametli olmak mevzubahistir. Yani yeryüzünde bulunan sâlih, fâcir bütün insanlara, ehlî, vahşî bütün hayvanlara karşı gösterilecek merhamet, Rahmân’ı yâni rahmetine nihayet olmayan Allah’ı memnun edecek bir davranıştır. Nitekim, İbnu Mes’ud’dan gelen bir rivâyette Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem “Merhametli olmadıkça inanmış sayılmazsınız!” ihtarında bulunmuştur.

Ancak şunun bilinmesi lâzımdır. Rahmet, Kitap ve Sünnet’le kayıtlıdır. Sünnete uymayan, Cenâb-ı Hakk’ın rızasına ters düşecek olan merhamet ve acımalar, burada övülen, teşvik edilen merhamet değildir. Sözgelimi Allah’ın hududuna giren yasakları işleyenlere merhamet ederek cezalarını vermemek, Allah’ın istediği merhamet değildir. Öyleyse hadd cezalarının tatbik ve icrası rahmete aykırı değildir. (Kütüb-i Sitte: İ. Canan)

Üçüncü grup cennetlikler ise ailesi kalabalık olduğu halde haram kazançtan sakınıp kimseden bir şey istemeyen kimselerdir.

İnsan sonsuz bir hayatın yaşanacağı âhiret yurduna hazırlanmanın her şeyden önemli olduğunu hiç unutmamalıdır. Bunun için de çoluğunun çocuğunun nafakasını helâlinden kazanmalı, kimseye el açıp yüzsuyu dökmemelidir. İnsanoğlu kul olmanın şerefini koruduğu ve Cenâb-ı Hakk’ın kendisini aç koymayacağına inanarak çalıştığı takdirde, Âlemlerin Rabbi ona dünyada rızkını verdiği gibi âhirette de sonsuz hayatın tükenmeyen nimetlerini esirgemeden sunacaktır. (Ryazü-s Salihin tercümesi ve şerhi, Heyet)

Allah Teâlâ bizi adaletle idare edip adaletle idare edilenlerden, merhamet edip merhameti hak edenlerden ve helal rızık talep edenlerden eylesin!.. Âmîn!…

Abdulkuddus YALÇIN

 

İnzar Dergisi

Bir yorum

  • Jaqueline

    25 Haziran 2019 at 19:21

    Hi, very nice website, cheers!
    ——————————————————
    Need cheap and reliable hosting? Our shared plans start at $10 for an year and VPS plans for $6/Mo.
    ——————————————————
    Check here: https://www.good-webhosting.com/

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlendi *

İlgili Yazılar