Mehmet GöktaşBir tebessüm deyip geçmeyin

5 ay ago13310 min

Müslümanların birbirlerini ziyaret etmeleri, karşılaştıklarında birbirlerine tebessüm etmeleri, birbirlerine vakit ayırıp Allah için ilgilenmeleri öylesine büyük bir ihtiyaçtır ki…

Dünyevileşmeye paralel olarak ilişkilerin buz kestiği bir zamanda birilerinin Allah için sizi ziyaret ettiğini, samimi bir şekilde sizi kucakladığını, yoğun bir ilgiyle sizi gündemine aldığını düşünün…

Gerçekten ne büyük bir nimet, Müslüman olmak ne güzel bir şey!

Allah Teâla’yı ve İslam’ı hatırlatacak hiçbir şiarın ve işaretin olmadığı veya bilerek imha edildiği caddelerde, sokaklarda, çarşılarda  bu acıyı ta yüreğinden hisseden bir Müslüman olarak dolaşıyorsunuz.

Birden karşınıza şekli ve şemailiyle size Allah’ı ve İslam’ı hatırlatan birisi çıkıyor, farkında olmadan gözünüz gönlünüz açılıveriyor, kalbiniz atıveriyor, heyecanlanıyorsunuz ve bütün bunlar saniyeler içinde oluveriyor. Sizi bilmem de, ben hep böyle olurum, bana Allah Teâla’yı hatırlatan bir sima ile karşılaşmam, konuşmasak bile birbirimize tebessüm etmemiz, selamlaşmamız o günkü gıda olarak yeter benim için.

Evet, böylesi bir karşılaşmada ister istemez ve hakkınız olarak bir selam, bir yakınlık, bir tebessüm bekliyorsunuz. Aman Allah’ım, o da ne? Sizi gördüğü ve selamlaşma hattına girdiği halde buz gibi bir çehreyle kafasını başka tarafa çeviriyor!

Veya sırf Allah rızası için bir Müslümanı ziyarete gidiyorsunuz, yeni tanışacaksınız veya önceden tanıdığınız birisi, aranızda hiçbir sorun olmadığı halde sizi buz gibi karşılıyor ve sonuna kadar devam ediyor bu soğukluğu. Yani adamın yapısında var bu soğukluk. Gerek kendi şahit olduğum soğuk pozisyonlar, gerek diğer Müslümanlardan dinlediğim “soğuk karşılanma hatıraları” şahsen beni hep mahvetmiştir ve aklıma geldikçe hâlâ üşürüm.

Sıcak karşılanmalar da aynı şekilde, o güzel sahneleri hatırladıkça yeniden mutlu olurum.

Böyle soğuk tavır sergileyen bu kişiler eğer bir de bulundukları çevrede İslam adına kendilerinden bir şey beklenen, kendilerine az çok ümit bağlanan kişilerse, ağzına bakılan, gözüne bakılan kişilerse… “Ta falan yerden kalktım, Allah rızası için ziyaretine gittim, adam bir defacık kafasını kaldırıp yüzüme bakmadı, bir defacık tebessüm etmedi…” denilmişse sizin için, vay halinize! İnşallah sizin hakkınızda böyle şeyler söylenmiyordur?

Eğer soğuk bir Müslümansanız, Müslümanlara böyle soğuk bir tavrınız olmuşsa, iyi biliniz ki artık Anadolu’ya yayılmıştır, bu soğukluğunuz taşrayı bile üşütmektedir. Taşradan gelen Müslüman sımsıcaktır ve merkezdekilerde aynı sıcaklığı görmek ister. Sergilenen soğukluklardan dolayı nice Müslümanın sükût-u hayale uğradığına, nice insanın kaybedildiğine çoğumuz şahit olmuşuzdur.

Müslümanların içerisinde bulunduğu durum göz önüne alındığında, bir Müslümanın soğukluğu sadece kendisini ilgilendiren bir kusur olarak görülemez. O kişi İslam’ın kendi toplumunu suladığı muhabbet damarlarında tıkanıklık oluşturan kör bir noktadır. Müslüman toplumun aydınlanması ve ısınması için İslam’ın tesis ettiği cereyan hattındaki yalıtkan bir bölümdür. Müslümanların kenetlenmesine, birbirlerini bağırlarına basmasına engel olan yabancı bir madde, bir dikendir o.

Bazı zamanlar ve mekânlar vardır ki, Müslümanların kaynaşmaları, birbirlerine sırt vererek kuvvet oluşturmaları, diğer zamanlardan ve mekânlardan daha elzem durumdadır.

İşte böylesi zamanlarda ve mekanlarda Müslümanların birlikteliği için, Allah’ın emri olan kardeşliklerinin oluşması için gösterilecek gayret ve çabaların da, mükâfatlarının çok daha başka olacağı apaçık bir şeydir. Böylesi zamanlarda ve mekânlarda Müslümanların dayanışması için gayret göstermeyenlerin, hele bunun zıddını yapanların, bölünmelere, parçalanmalara ve safların gevşemesine yol açacak davranışlarda bulunanların, bundan dolayı Müslümanların içerisinde bulunduğu zilletin sürmesine katkıda bulunanların veballeri de herhalde normal zamanlardaki gibi olmayacaktır.

Rasûlullah (s.a.v) Efendimiz meşhur hadis-i şeriflerinde: “Mü’min, başkalarıyla ülfet edip kaynaşan ve kendisiyle de ülfet edilebilendir. Ülfet etmeyen ve ülfet edilemeyen kimsede hayır yoktur!” buyurmaktadır.

Bir Müslümanın nice olumsuz yönlerine katlanıp görmemezlikten gelebilirsiniz, fakat soğuk birisiyse, insan gerçekten bunu asla kabullenememektedir.

Allah için birbirimize tebessüm edelim, vakit ayıralım, ilgilenelim!

Problemlerimiz olabilir, çekimiz, senedimiz, ödememiz olabilir. Bütün bunları bir tarafa bırakarak dalıp gittiğimiz dünyadan şöyle bir sıyrılalım, Müslümanlara gönlümüzü açalım.

Allah için cemaatler, gruplar bu konuya ciddi olarak eğilsinler, kendilerinin bu konuda nasıl anıldıklarını, haklarında diğer Müslümanların ne dediklerini iyi araştırsınlar ve soğukluklarına bir son versinler.

Mensuplarına bu istikamette bir şeyler versinler, bünyelerindeki böylesi soğuk kişileri hiç değilse insanlarla teması gerektirmeyen arka mevzilerde istihdam etsinler.

İnzar Dergisi

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlendi *