Anasayfaİnzar Dergisi Abdulkadir Turan

https://inzardergisi.com/wp-content/uploads/2019/03/gönül-kilidi-1280x720.jpg

Ahlak, normal hallerden öte, aşırı üzüntü, aşırı sevinç,  yıkım, coşku gibi hâllerde kendini gösterir. Bir tarafın diğer tarafı bertaraf ederek hedeflerine ulaşması anlamında galibiyet de o olağan dışı hâllerdendir. Özellikle uzun bir mücadeleden sonra elde edilen galibiyet, gurur gibi öfkenin dışa vurumuna da yol açabilir. Sevinç, gurur ve öfke karışımı akli melekeler gibi vicdanı da tatil edebilir, insanın normal hallerde yapmadığını yapmasına yol açabilir. Galibiyetin cephede kazanılması ile sivillerin, kadın ve çocukların yaşadığı yerleşim alanlarına...

https://inzardergisi.com/wp-content/uploads/2018/02/mevlid-1280x720.jpg

Veda Hutbesi, Allah`ın Resulü ile ümmeti arasında bir mukavele olduğu gibi ümmetin iç emniyetiyle alakalı, bugünün Batılı ifadeleriyle bir deklarasyondur, bir manifestodur. Resulûllah salallahü aleyhi vesellem, ümmetin iç emniyetini bireylerin birbirlerinden emin olmasında görmüş; bu hususta ısrarlı tavsiyelerde bulunmuş ve bu tavsiyelerde bulunduğuna dair Allah`ı şahit kıldığı gibi kendisini dinleyenleri de şahit kılmıştır. Dünyada güvenilir bir ortam inşa etmek, gerekli olduğu kadar zordur. İnsanın kendisini huzur içinde hissetmesi, kendini güvende hissetmesi ile mümkündür. Dinin en...

Kumar, “umut oluşturma” ve “umut yıkma” özelliğiyle kişiye şoklar yaşatır; bu şoklar, onda agresif tutumlara yol açar; onu saldırganlaştırır; etrafındakilere bağırma, onlara karşı şiddete başvurma ya da mala zarar verme gibi davranışlara götürür. Kumarın yaygın olduğu ülkelerde yapılan araştırmalarda kumarın yaygın boşanma sebepleri arasında olduğu anlaşılmıştır. Kumar, bunun yanında kişiyle diğer yakınları arasındaki bağa zarar vermekte; onun çevresiyle sağlıklı bir sosyal ilişki kurmasını engellemektedir. Her haramın bir hikmeti vardır; bu hikmetlerden kimileri gizli, kimileri açıktır....

20. yüzyılın başlarına geldiğimizde Şeyh Halid`in bu yaklaşımı Müslümanların bir kısmı arasında taraftar bulmaya devam etmiş; Kafkasya, Cezayir, Filistin gibi yerlerde o görüşler üzerinden dış düşmana karşı cihad edilirken Türkiye ve Endonezya`da ise sisteme karşı fiili ayaklanma zuhur etmişti. Ancak Şeyh Halid, ferdi yetiştirme ve toplumu tarikat çatısı altına alma konusunda hem Müslüman hem kâfirlerce methedilen tarihî… Miladî 18. yüzyıldan itibaren Müslümanlar, Batı karşısında ağır yenilgiler aldılar. O yüzyılda Batı`ya giden diplomatlar da Batı`nın İslam...

Onlar, bu yönleriyle birer toplum önderi konumuna yükselmişler; Osmanlı`nın gelişmeyi engelleyici, bütünlüğü bozucu, bağımsızlığı zedeliyici modernleşmesinin karşısında dururken emperyalistlerin fiili işgal çabalarına karşı da cihadın önderi olmuşlardır. Bu hâlleriyle emperyalistlerin olduğu kadar onların içerideki modernist bağlılarının da hedefi haline gelmişlerdir. Terim olarak “tekke”, bir şeyhin ve ona bağlı kişilerin tasavvuf eğitimini verdiği, tarikatla ilgili işlerini görmek için kullandıkları mekândır.  Arapçada “oturmak, yaslanmak” anlamında “vekee” kökünden geldiği düşünülen “tekke” kelimesi, Osmanlıca metinlerde “tekye” olarak geçmektedir. Farsçada...

Selâhaddîn, Nûredddin Mahmud`un vefatından sonra da bu takdir edilen tutumu sürdürdü. Nûreddin Mahmud`un mirasçılarından kendisine muhalefet edenlerin başını çektiği Musul-Halep ittifakı ordusunu 22 Nisan 1176`da Tel Sultan`da ağır bir yenilgiye uğrattığı hâlde ve Halep-Musul ordusunun Haçlılarla işbirliği yaptığını bilmesine rağmen orduyu toplayan II. Seyfeddin dahil bütün emirleri affetti, affetmekle kalmadı, mallarını kendilerine iade etti…. Selâhaddin-i Eyyûbî, 1132 yılında, Bağdat`ın kuzeyindeki günümüzün Tikrit kentinin bulunduğu Tikrit Kalesi`nde doğdu. Erbil civarından Ravâdiye kabilesine mensup ailesi, Tikrit`ten önce...

Ümmet, ilme sarılınca yol aldı; ilimden uzaklaşınca geri düştü. Nihayet Osmanlı günlerine geldiğimizde önce fende ve teknik bilimlerinde geri kalmıştı, daha doğrusu ümmetin o gün dünyadaki gelişmelerden bihaber kalmış “bilenleri”, ümmetin bu sahada geri kaldığını zannettiler, devlet idaresine bu yönde yardımcı olamayınca çaresiz bir şekilde Batı`dan fen ve tekniğin ithali için fetva verdiler. Yüce Allah`ın insana verdiği en büyük nimet ilimdir, zira aklın vazifesini yapması ve hakikatin anlaşılması ancak ilimle mümkündür. İnsan, iman edince yücelir...

Salihlerin seçkinlerine özgü bir yükselişi var Seyyid Kutub`un. Onun hayat hikâyesi, pek çok seçkin insanda olduğu gibi ihlaslı bir arayış, bereketli bir buluşma ve gıpta edilen bir akıbet safhalarından oluşmuştur. Salihlerin seçkinlerine özgü bir yükselişi var Seyyid Kutub`un. Onun hayat hikâyesi, pek çok seçkin insanda olduğu gibi ihlaslı bir arayış, bereketli bir buluşma ve gıpta edilen bir akıbet safhalarından oluşmuştur.    Seyyid Kutub, 9 Ekim 1906`da Mısır`ın Asyut şehrine bağlı Muşa yerleşiminde, Şazeli tarikatına mensup...

Müslüman/gençlik… Acılar üzerine odaklanmaz. Acılar üzerine odaklanmak, aksiyoner olmaya aykırıdır. Acılara odaklananlar, dünyayı değiştiremezler. Dünyayı zulümle değiştirenlerin yaptıkları karşısında ağlayarak, hep onlardan yakınıp sürekli onları eleştirerek kendilerini teselli ederler. Müslüman/genç, kendisini zulüm karşısında teselli edip direnişten alıkoyan eleştirinin aksiyon enerjisini imha eden şerrinden Allah`a sığınır. O tür bir eleştirinin kapısı açıldığında şeytana lanet okur, Allah`ı zikre yönelir. Ebû Hüreyre radıyallahu anh`den rivayet edildiğine göre Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuşlardır:   “Başka bir gölgenin...

Düşünebilmek, İslamî sorumluluk yüklenebilmenin esas koşuludur. Fertler ve topluluklar, Kur`an-ı Azimüşşan ve Hz. Peygamber salallahu aleyhi vesellem`in yol göstericiliğinde ve ashabın örnekliğinde sistematik düşünmeyi öğrendiler, ilmî faaliyetlerin içinde yer aldılar, büyük eserler meydana getirdiler. Düşünebilmek, İslamî sorumluluk yüklenebilmenin esas koşuludur. Fertler ve topluluklar, Kur`an-ı Azimüşşan ve Hz. Peygamber salallahu aleyhi vesellem`in yol göstericiliğinde ve ashabın örnekliğinde sistematik düşünmeyi öğrendiler, ilmî faaliyetlerin içinde yer aldılar, büyük eserler meydana getirdiler. Ama son iki yüzyıla girildiğinde Müslümanlar arasında...