Anasayfaİnzar Dergisi Abdulkadir Turan

İlahî emirlerin öğrenildiğinde şuurla yerine getirilmesine vesile olan hikmetleri vardır. O hikmetlerin bir bölümü açıktır, bir bölümü araştırmayı gerektiriyor. İlahî emirlerin öğrenildiğinde şuurla yerine getirilmesine vesile olan hikmetleri vardır. O hikmetlerin bir bölümü açıktır, bir bölümü araştırmayı gerektiriyor.    Ramazan orucu Hicri 2. Yılda, Kıble`nin Kâbe tarafına çevrilmesinden bir ay sonra, Peygamberimiz sallahu aleyhi vesellem`in Medine`ye hicretinin 18. ayının başlarında, Şaban ayında farz kılındı.    Rahman ve Rahim Allah, Müslümanların önünde Ramazan`a henüz bir ay...

Resul-i Ekrem salallahu aleyhi ve sellem, Allah celle celalühü`nün “Şüphesiz sen yüce bir ahlak üzeresin” (Kalem Sûresi, 4) övgüsüne mazhar olmuş bir mükemmeliyettedir. Kamil insanın bütün vasıfları Onda toplanmış, Onda pratik bulmuştur. Resul-i Ekrem salallahu aleyhi ve sellem, Allah celle celalühü`nün “Şüphesiz sen yüce bir ahlak üzeresin” (Kalem Sûresi, 4) övgüsüne mazhar olmuş bir mükemmeliyettedir. Kamil insanın bütün vasıfları Onda toplanmış, Onda pratik bulmuştur. Önyargısız insanın üstünlük arayışı, mutlaka Resul-i Ekrem salallahu aleyhi ve sellem`e...

İnsanın aslî ihtiyaçlarının yanında tali ihtiyaçları da vardır. Ev, aslî ihtiyaçtır, evin mimarî güzellikte olması ise tali ihtiyaçtır; kişinin elbise sahibi olması aslî ihtiyaç, elbisesinin şık olması tali ihtiyaçtır. İnsan barınmaya ihtiyaç duyduğu gibi estetiğe, şıklığa da ihtiyaç duyar. Onun bu ihtiyacı inkâr edilemez, görmezlikten gelinemez. İnsanın aslî ihtiyaçlarının yanında tali ihtiyaçları da vardır. Ev, aslî ihtiyaçtır, evin mimarî güzellikte olması ise tali ihtiyaçtır; kişinin elbise sahibi olması aslî ihtiyaç, elbisesinin şık olması tali ihtiyaçtır....

Sıla-ı Rahim, en özlü ifadeyle akrabanın hak ve hukukunu gözetmek, akrabalık hakkını korumak; modern zamanda Müslümanın alamet-i farikalarındandır. Sıla-ı Rahim, en özlü ifadeyle akrabanın hak ve hukukunu gözetmek, akrabalık hakkını korumak; modern zamanda Müslümanın alamet-i farikalarındandır. İslam, bir mucizedir; bu mucizenin ispatlarından biri de İslam’da Sıla-i rahme verilen önemdir. Sıla-i rahme verilen önem, İslam’ın ahir zaman dini olduğunu, hükümlerinin kıyamete kadar geçerli olduğunu ortaya koyan hususlardandır. Dolayısıyla Sıla-i rahme verilen önem, Hz. Muhammed Mustafa salallahü...

Esasen Medine’den önce fethedilen Necaşi’nin kalbidir. Müslümanlar, Habeşistan’a düşmanlarından kaçan kişiler olarak varmışlardır. Ama Habeşistan Kralını Kur’an-ı Kerim ile etkilemişler, onun gönlünü fethetmişlerdir. Böylece tarihte ilk kez, bir kral, bir devlet başkanı Müslümanların himaye edilebilir, dost edinilebilir bir topluluk olduğunu tescillemiş, onlara, ülkesini açmıştır, uluslararası hukukta meşruiyet kazandırmıştır. İslam’ın ilk fethi Medine-i Münevvere’nin fethidir. Bir rivayete göre Resûlullah salallahu aleyhi vesellem şöyle buyurmuşlardır: “Ülkeler ve şehirler zorla alınır; Medine ise Kur’an ile fethedilmiştir.” (Belâzürî, I,...

Kur’an-ı Kerim’de insanın yeryüzündeki hilafetinin anıldığı Bakara 30’dan önceki iki ayet-i kerimede yüce Allah, insanın kendisi tarafından yaratıldığını ve yeryüzündeki her şeyin onun hizmetine verildiğini buyuruyor. Bu ayet-i kerimelerde insanın yaradılış gerçeği ve hayat serüveni hatırlatıldıktan sonra insanın yeryüzünün efendisi olarak tayin edildiği gerçeği hatırlatılıyor: Kur’an-ı Kerim’de insanın yeryüzündeki hilafetinin anıldığı Bakara 30’dan önceki iki ayet-i kerimede yüce Allah, insanın kendisi tarafından yaratıldığını ve yeryüzündeki her şeyin onun hizmetine verildiğini buyuruyor. Bu ayet-i kerimelerde insanın...

Gaybı reddeden Allah’ı ve hesap gününü reddeder. Allah ve hesap gününü reddeden, gücü ölçüsünde insanlara muamele eder. İşte Batı’nın aradığı nokta burasıydı. 18. Yüzyılda gücünü artıran, 19. Yüzyılda gücünün doruğuna çıkan Batı, kendisiyle insanlığa zulüm arasındaki gaybe iman engelini ortandan kaldırdı, hesap verme gününü reddederek kendisini güçsüz olanın elindeki maddi varlığı alacak bir engelden kurtardı, zulmü kendisi için meşrulaştırıp vicdan muhasebesinin dışına çıkararak kolaylaştırdı. “(Elif, Lâm, Mîm) İşte o kitap, bunda şüphe yok, muttakiler için...

Kudüs’ün Haçlılar tarafından işgali, İslam âleminin yaklaşık iki yüzyıllık bir gafletinin neticesidir. Müslümanlar, kendi aralarında ihtilafa düşüp birbirlerini zayıflatınca ve bu süreç Bahreyn çevresinde Karamatîlerin, Kuzey Afrika ve sonra Mısır’da Fatimîlerin devletleşmesiyle farklı bir sürece girince Kudüs tehdit altına girdi. Kudüs’ün Haçlılar tarafından işgali, İslam âleminin yaklaşık iki yüzyıllık bir gafletinin neticesidir. Müslümanlar, kendi aralarında ihtilafa düşüp birbirlerini zayıflatınca ve bu süreç Bahreyn çevresinde Karamatîlerin, Kuzey Afrika ve sonra Mısır’da Fatimîlerin devletleşmesiyle farklı bir sürece...

Önceki asrın İttihad-ı İslam ulema ve münevverlerinin ortak görüşü İslam dünyasının üç düşmanının cehalet, tefrika ve yoksulluk olduğudur. Önceki asrın İttihad-ı İslam ulema ve münevverlerinin ortak görüşü İslam dünyasının üç düşmanının cehalet, tefrika ve yoksulluk olduğudur. Ancak bu üçünün İslam dünyasına verdiği zarar eşit değildir. İslam dünyası, iki asır önce hemen hemen birlik içinde iken de mağdurdu ve mağlubiyete doğru yol alıyordu. Bugün ise çok zengin İslam toplumları vardır. Ama bu İslam toplumlarının Müslümanların sorunlarını...

Her tür mekâna hürmetin unutulduğu, yüce Allah’ın hâkimiyetine karşı hâkimiyet ilan eden beşerin Allah’ın dininin bütün mukaddesatlarıyla alay etme cüretinde bulunduğu bir çağda, Beytü’l-Haram’ın ve Ravza-i Mutahhara’nın bulunduğu Hicaz’ı hürmetsizlikten muhafaza etmek, çağın Müslümanlarının zihnini meşgul eden bir problemdir.  “Onda apaçık deliller, Makam-ı İbrahim vardır. Oraya kim girerse, güven içinde olur. Yolculuğuna gücü yetenlerin haccetmesi, Allah’ın insanlar üzerinde bir hakkıdır. Kim inkâr ederse (bu hakkı tanınmazsa), şüphesiz Allah bütün âlemlerden müstağnidir. ” ( Al-i İmran...