Anasayfaİnzar Dergisi İbrahim Dağılma

El-Kassam, zamanının Müslümanlarının bilgi yönüyle geri kalmışlığı ve batı taklitçiliğinin ortaya çıkardığı ahlaki çöküntü karşısında üzgündür; ama bunun izalesi yolunda da hassastır. İzzeddin el-Kassam`a göre Müslümanları yabancı kültüründen, işgalinden ve istilasından korumanın ve kurtarmanın tek ve en doğru yolu İslami diriliş ve direniştir. Öğrencileri, arkadaşları ve ailesi İzzeddin el-Kassam`ı hep güler yüzlü yönüyle anlatmışlar. O, dindarlığı yüzünün güleçliğiyle uyumlu olan bir karaktere sahiptir. "Mühim olan illa da bu savaşı bizim kazanmamız değildir. Asıl mühim olan...

Bir zamanlar, Akif`le fikri planda zıt ve Türk ırkçısı olan, bir dönem Türkçülük akımının önemli kurumlarından “Türk Ocağı”nın başkanlığını yapan Hamdullah Suphi`nin “İstiklal Marşı”nı yazdırmak istemesindeki ısrar niçindir? Aralarındaki görüş farklılığını çok iyi bilmesine rağmen Hamdullah Suphi, Akif`i yıllar öncesinden takdir etmekte, onu benimsemekte ve İslamcı kimliğiyle onu selamlamaktadır. Bu hakikati kendisi Maarif görevinden ayrıldıktan sonra bir komisyona hakkındaki rapor üzerine konuşurken şöyle ifade eder: …Mehmet Âkif, mahallileştirilmiş/millileştirilmiş tanımlamalara rağmen, umumi İslâm tasavvurundan hiçbir zaman...

Herkesin bir Leylâsı vardır. Kavuşmak istediği, özlem duyduğu, uğruna mücadele ettiği bir Leylâ. Mehmed Akif`in Leylâsı ise, milletiydi; kavmi değil, milleti… Müslüman kavimlerinin cehalet ve sefalete duçar olduğu, aynı zamanda birbiriyle boğuştuğu bir zamanda onları millete çağırmıştı Mehmed Akif. Herkesin bir Leylâsı vardır. Kavuşmak istediği, özlem duyduğu, uğruna mücadele ettiği bir Leylâ. Mehmed Akif`in Leylâsı ise, milletiydi; kavmi değil, milleti… Müslüman kavimlerinin cehalet ve sefalete duçar olduğu, aynı zamanda birbiriyle boğuştuğu bir zamanda onları millete...

“Biz Amerika`ya eman ve ahd ile geldik-ki bu vizedir-biz vize ile buraya geldik. Ve bizim eman ile geldiğimiz bir yerde eylem yapmamız İslam hukukuna, İslam fıkhına uygun değildir çünkü biz ahd sahibiyiz.` Allah-u Teâlâ buyuruyor ki: ‘İnnel ahde kane mesulen/ Ahd`den mesulsünüz!` Böyle iken biz verdiğimiz bir ahdi bozamayız. Biz Amerika`ya kaygan ve kritik bir zemine oturmak için gelmedik, güveni bozmak için gelmedik. Aksine istikrarlı ve güven ortamını bulmak istedik ki davamızı daha rahat anlatalım,...

Ömer Abdurrahman, 1980`lerin ortalarında Sovyetlerin işgaline karşı direnişin devam ettiği Afganistan`a gider. Eritre`de, Somali`de başka yerlerde Filipinler`de Müslümanların durumu aynı şekilde iyi değildi; ama Şeyh Ömer Abdurrahman bu alanda daha çok kendisi faaliyet göstermeye başlar ve orada Abdullah Azzam ve Usame Bin Ladin ile birlikte başka ülkelerden gelen gönüllüleri cepheye gönderen Mektebul Hadamatı (Hizmet Bürosu) kurar. “Benim için ne zindan önem taşıyor ne de beraat önem taşıyor. Önemli olan benim davamdır, benim bu konuda istikametli...

1969 yılının sonunda açığa alınmamın kaldırıldığını fakat asistanlıktan üniversite idaresine, görev açıklığı getirilmeden tayin edildim. Buna rağmen ben Feyyum`un köylerinde gezici vaiz olarak konuşmalarıma devam ettim. Kimi zaman bunu açıktan, kimi zaman da gizli yapıyordum. Ve derken 13 Ekim 1970 günü tutuklandım. Abdünnasır da aynı yılın Eylül ayında ölmüştü. Öldüğünde minberden müminlere namazının caiz olmayacağını haykırdım. Ve halkı namaz kılmaktan men ettim. Hemen ardından kaledeki zindana atıldım. “Ey Mertlik ve Kardeşliğin insanları! Feda ve Saygınlığın...

ABD komutanı Jhon Hins Afganistan`daki Müslümanlar hakkında şöyle diyor: “Bu adamlar, onlardan bir günde 30`unu öldürseniz hiç fark etmiyor. Ertesi gün ya da ertesi hafta tekrar geliyorlar, daha çok kişiyle. Bu insanlar hayatımda gördüğüm en cesur kişilerden daha cesur ve adanmışlar. “Müminlerden öyle erler vardır ki Allah´a verdikleri sözü yerine getirdiler; kimi adağını ödedi (canını verdi), kimi de beklemektedir; (verdikleri sözü) hiçbir şekilde değiştirmediler.” (Ahzap: 23) “Bizlerin Kuran ayetlerini nefis ve isteklerimize göre açıklama hakkımız...

Şeyh Şamil, ilmi, ameli ve cihad pratiğiyle “Âlimler, peygamberlerin varisleridir.” Hadisinin bir yansımasıydı hayatının her karesinde. Moskof kâfirine kan kusturan uzun soluklu bir mücadelenin ardından düşmanın tüm gücüyle Kafkasya`ya çöreklenmesi üzerine İmam Şamil, bir avuç Müslümanın yarınki nesiller adına ayakta kalması için ateşkes denilen baldıran zehrini içmek zorunda kalmıştı. Şeyh Şamil, ilmi, ameli ve cihad pratiğiyle “Âlimler, peygamberlerin varisleridir.” Hadisinin bir yansımasıydı hayatının her karesinde. Moskof kâfirine kan kusturan uzun soluklu bir mücadelenin ardından düşmanın...

Sınırlı imkânlarla Ruslarla mücadele eden ve onları her seferinde perişan eden İmam Şamil kesin netice almak amacıyla Osmanlı Halifesi Sultan Abdülmecid`ten yardım talebinde bulunur. O yıllarda Osmanlı, İngiltere ve Fransa ile ittifak ederek Rusya`ya sefer yapma hazırlığı içerisindeydi. Şamil`e göre, Rusya`ya öldürücü darbe Kırım`dan değil, Kafkasya`dan vurulabilirdi. İmam Şamil, Müslümanların düşmanla mücadele azim ve imanlarının sarsılmasını istemiyordu. Halkın Ruslarla anlaşmaya meyletmesi demek, esareti kabul edip, İslam`ın emirlerini yapamamak, yasaklarından kaçınamamak, en önemlisi inanç bağının zayıflaması...

Şeyh Şâmil, bir tarafta Kafkasya`nın selâmeti ve bu uğurda Ruslarla kanının son damlasına kadar mücadeleye karar vermiş insanlar, bir tarafta da incitilmesi büyük günahlardan olan ana gibi iki müthiş ateş arasında kaldı. Senelerdir, İslâm düşmanı olan Ruslarla mücadele etmişti. Hatta vücudunda yara almadık yeri kalmamış gibiydi. Bu uğurda eşi, kızı, oğlu, amcası ve binlerce Müslüman şehit olmamış mıydı? Bu sebeple düşmanla anlaşmaya kalkanlar için kânunlar konulmuş, onlara şiddetli cezalar verileceği bildirilmişti. Şeyh Şâmil, gençleri İslamî...