Anasayfaİnzar Dergisi Mehmet Göktaş

https://inzardergisi.com/wp-content/uploads/2019/03/Untitled-2-1.jpg

Her ne kadar gazete yazılarıma ve tv konuşmalarıma tam olarak yansıtmasam da çoktandır Hıristiyan dünyası ve Hz. İsa Aleyhisselam üzerinde yoğunlaşmış durumdayım. Tatmin edici bir noktaya vardığımda inşallah genele yansıtacağım. Çünkü, İslam dünyası olarak Hıristiyanlarla muhatap olduğumuz kadar başka hiçbir dinle ve hiçbir dünya ile böylesine muhatap değiliz. Kıyamete kadar daha da yoğunlaşmış bir şekilde devam edeceğini söylesek yanlış olmaz. Ne zaman başladı muhataplığımız? Varaka b. Nevfel’le başladı. İslam’ın, Müslümanların Hıristiyanlarla Rasûlullah’ın (s.a.v) şahsında Varaka...

https://inzardergisi.com/wp-content/uploads/2018/12/tebessum-1280x720.png

Müslümanların birbirlerini ziyaret etmeleri, karşılaştıklarında birbirlerine tebessüm etmeleri, birbirlerine vakit ayırıp Allah için ilgilenmeleri öylesine büyük bir ihtiyaçtır ki… Dünyevileşmeye paralel olarak ilişkilerin buz kestiği bir zamanda birilerinin Allah için sizi ziyaret ettiğini, samimi bir şekilde sizi kucakladığını, yoğun bir ilgiyle sizi gündemine aldığını düşünün… Gerçekten ne büyük bir nimet, Müslüman olmak ne güzel bir şey! Allah Teâla’yı ve İslam’ı hatırlatacak hiçbir şiarın ve işaretin olmadığı veya bilerek imha edildiği caddelerde, sokaklarda, çarşılarda  bu acıyı...

https://inzardergisi.com/wp-content/uploads/2018/02/veda-hudbesi-1280x720.jpg

Tarih boyunca insanoğlu ırkı ve kavmi için döktüğü kanı hiçbir zaman dökmemiştir. Yüz yıllar boyu yapılan ırkçılık savaşlarını bir tarafa bırakalım, sadece birinci ve ikinci dünya savaşında ölen insanların sayısı en az elli beş milyondur ve ulus savaşlarıdır, kavim ve ırkların savaşlarıdır. Bugün bu ümmetin başında dolaşan en kötü kara bulut da yine ırkçılık, kavmiyetçilik değil midir? Yine Veda Hutbesinde Allah`ın Rasûlünün üzerinde titrediği en önemli konu kadınlardır. Onları Allah`ın emaneti olarak nitelendiriyor. Herkes konuşur...

Öfkemden tepemin tası atıyordu her izlediğimde. Dört mevsim, yani yılın bütün mevsiminde, yılın bütün aylarında ve günlerinde bu beyefendilerin klimalarını, yazın soğutucularını, kışın ısıtıcılarını, bahar ve güzün de serinleticilerini kullanacaktınız, öyle istiyordu bu beyefendiler. İnsanı mahkum ediyordu, mevsim ne olursa olsun bu ürünlerden birini kullanmak zorundaydınız. Yani biz dört mevsim bu adamlara çalışacaktık. Bu sloganı kullanan bir reklam vardı, belki şimdi de devam ediyordur. Her halde klima reklamıydı. Öfkemden tepemin tası atıyordu her izlediğimde. Dört...

Allah Teâla adına O`nun arzusu istikametinde yeryüzüne ve olaylara müdahale etmekle görevli olan Müslüman, küfrü ve batılı mahkum etmek, tahkir etmek durumundadır. Allah Teâla`nın hor ve hakir kıldığını aynı şekilde hor ve hakir kılmakla yükümlüdür. O`nun düşmanlarını layık olduğu yerlere indirmekle yükümlüdür. Dünya genelinde Müslümanlar olarak bu günkü durumumuz düne göre daha iyi olsa da, özlenen çizgiye, arzulanan hedeflere dünyanın hiçbir bölgesinde ulaşılabilmiş değil. Fakat her şeye rağmen yüzümüzü güldüren bir husus vardır ki, Müslümanlar...

Netice olarak, ayetlerin inmesiyle imtihan içinde imtihana çekilen münafıkların murdarlıkları üzerine murdarlık çöküyor. Tabidir ki inmekte olan saf belirleyici bu ayetler müminlerin de gönüllerindeki dertlere merhem olarak, şifa olarak inmekte, imanlarını da artırdıkça artırmakta. İmtihan denilince nedense benim karşıma her zaman Ankebut sûresi gelir dikilir. Bu sûrenin böylesine dehşetli bir şekilde başlaması bilmem sizin de dikkatinizi çekiyor mu, sizi de sarsıyor mu? "Elif, Lâm, Mîm. Zannetti mi o insanlar, `iman ettik` demeleriyle bırakılacaklar da imtihan...

İnsanımızın en çok yanıldığı konulardan birisi de çocukların bir kısmının kabiliyetli olduğu, önemli bir kısmının ise kabiliyetsiz veya düşük kabiliyette olduğunu zannetmesidir. Onları böyle bir inanca götüren etkenlerin başında eğitim sistemleri, okullara giriş puanlamaları ve daha sonra da derslerdeki başarı durumları gösterilmektedir. İnsanımızın en çok yanıldığı konulardan birisi de çocukların bir kısmının kabiliyetli olduğu, önemli bir kısmının ise kabiliyetsiz veya düşük kabiliyette olduğunu zannetmesidir. Onları böyle bir inanca götüren etkenlerin başında eğitim sistemleri, okullara giriş...

Dikkat ediniz, kitleler halinde irtidat eden bu insanların en önemli özellikleri, sonradan iman etmiş olmalarıdır. Özellikle Mekke`nin fethinden sonra. Ve Allah Rasûlünün tornasından geçmemiş olmaları, dizinin dibinde terbiye görmemiş olmalarıdır. Daha Rasûlü Ekrem (s.a.v) Efendimiz henüz hayattayken ve özellikle Onun vefatından sonra da kitleler halinde İslam`dan dönmeler olduğunu biliyorsunuzdur? Bilmiyorsanız biliniz, maalesef bu bir gerçek. Kimdir bu kitleler halinde İslam`dan yüz çevirenler? Nasıl oluyor da bu insanlar Rasûlullah`ın (s.a.v) nurlu yolundan ve halkasından ayrılıyorlar da...

İşin fıkhî boyutuna girmek istemiyorum ve zaten fıkıh da yukarıdaki ayet-i celilelerin çerçevesi dâhilinde işin detaylarını ortaya koymaktadır. Tarihin bütün dönemlerinde Müslüman toplumların namus ve iffet hassasiyetleri bütün canlılığıyla sürmüştür, Hatta dinlerinin zayıfladığı dönemlerde dahi. Dergimizin bu sayısında mevsim itibariyle bu konuyu dile getirmeyi daha uygun görüyorum.   Siz şu ayet-i celileler üzerinde hiç dikkatlice düşündünüz mü?    "Zina eden erkek, zina eden kadından veya bir müşrik kadından başkasını nikâhlamaz. Zina eden kadın, onu da...

Peygamberler bizzat siyasîlere gönderilmişlerdir Sadece ülkelerin merkezlerine, başkentlerine gönderilmekle kalınmamış, aynı zamanda o ülkeyi bizzat elinde bulunduranlara, o ülkenin hâkim güçlerine gönderilmişlerdir. Siyasetin, ticaretin ve askeriyenin merkezlerine gönderildikleri gibi, aynı zamanda bizzat bu gücü elinde bulunduranlara, bu güç odaklarının temsilcilerine gönderilmişlerdir. Tarih boyunca bütün peygamberlerin siyasetle ve devletle ne kadar iç içe olduklarını anlamak zor bir şey değildir.    Başta Kur`an-ı Kerim olmak üzere ondan önce gönderilen Tevrat ve İncil iyice incelendiğinde görülecektir ki bütün...