Anasayfaİnzar Dergisi Mehmet Zeki Ergin

https://inzardergisi.com/wp-content/uploads/2017/10/zekihoca-2-1280x720.jpg

“İyi bil ki ben, evet yalnız ben senin rabbinim; artık pabuçlarını çıkar, çünkü şu anda kutsal vadide, Tuvâ`dasın.” Diye buyurmuyor mu Allah Teâlâ… Dikkat çekmeye gerek yok. Allah açık açık pabuçlarını çıkar diye emrederken Hz. Musa (a.s)`ya, “sen kutsal vadidesin, Tuva`dasın,” illetini bildiriyor. Sen Benim mikatımdasın, öyle ise buna binaen pabuçlarını çıkar diye gerekçe iletmiyor Hz. Musa (a.s)`ya Allah Teâlâ” سُبْحَانَ الَّـذ۪ٓي اَسْرٰى بِعَبْدِه۪ لَيْلاً مِنَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ اِلَى الْمَسْجِدِ الْاَقْصَا الَّذ۪ي بَارَكْنَا حَوْلَهُ لِنُرِيَهُ...

İman edip de hicret edenler, malları ve canlarıyla Allah yolunda cihad edenler ve onları bağırlarına basıp yardım edenler birbirlerinin yâr ve yakınlarıdır. İman edip de hicret etmeyenlere gelince, göç edinceye kadar onlarla aranızdaki bağ (yakınlık) sebebiyle hiçbir sorumluluğunuz yoktur. Sizden, dinlerini korumak için yardım isterlerse, aranızda antlaşma bulunan bir topluluğa karşı olmamak üzere yardım etmeniz gerekir. Allah bütün yaptıklarınızı görmektedir. (72) اِنَّ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَهَاجَرُوا وَجَاهَدُوا بِاَمْوَالِهِمْ وَاَنْفُسِهِمْ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ وَالَّذ۪ينَ اٰوَوْا وَنَصَرُٓوا اُو۬لٰٓئِكَ...

Malumdur ki İslam`ın hem toplumsal alanda hem de diğer alanlarda hâkimiyeti mescidlerin mamur oluşu ile doğru orantılıdır. Mescidler, manen harabe olduğu, fonksiyonlarından tecrid edildiği sürece İslam`ın hâkimiyetinden söz edilemez. Tıpkı Allah`ın kullarının kendilerini güven içinde hissetmedikleri sürece İslam`ın hâkimiyetinden söz edilemeyeceği gibi mescidler de mamur olmadığı sürece İslam`ın mutlak hâkimiyetinden söz edilemez. اِنَّمَا يَعْمُرُ مَسَاجِدَ اللّٰهِ مَنْ اٰمَنَ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِ وَاَقَامَ الصَّلٰوةَ وَاٰتَى الزَّكٰوةَ وَلَمْ يَخْشَ اِلَّا اللّٰهَ فَعَسٰٓى اُو۬لٰٓئِكَ اَنْ يَكُونُوا مِنَ الْمُهْتَد۪ينَ...

Cennet temizdir, sakinleriyle temiz olduğu gibi malı ile de temizdir ve hiçbir kiri kabul etmez. Kirli olan hiçbir şey cennete giremez. Dünya yaşamı ise kirleticilerle iç içedir. Mümin bu kirleticiler arasında temiz kalmakla mükelleftir. Bunu başarmak da çok ama çok nadir kişiye nasip olur. İnsanların kahir ekseriyeti ne bedenlerini, ne kalplerini, ne ruhlarını ne de sırlarını bu kirlerden muhafaza edemezler. Mallarını korumaları ise çok daha zordur. Hele bu zamanda neredeyse imkansızdır. خُذْ مِنْ اَمْوَالِهِمْ صَدَقَةً...

“Ha işte ‘Halil` zebihullah`ı unutup arşın ayaklarına yapışmış ve nefsi, nefsi diye feryad ediyor. Ve işte ‘Kelim` Harun`u unutmuş arşın ayaklarına yapışmış ve nefsi nefsi diye feryad ediyor. Ve işte şurada ‘Ruhullah` Meryem`i unutmuş. Arşın ayaklarına yapışmış. O da aynı şekilde; “Rabbim ben bugün nefsimin iflahından başka bir şeyi Senden dilemeye takat getirecek değilim” diye feryad ediyor. لَقَدْ جَٓاءَكُمْ رَسُولٌ مِنْ اَنْفُسِكُمْ عَز۪يزٌۘ عَلَيْهِ مَا عَنِتُّمْ حَر۪يصٌ عَلَيْكُمْ بِالْمُؤْمِن۪ينَ رَؤُ۫فٌ رَح۪يمٌ ﴿١٢٨﴾  فَاِنْ تَوَلَّوْا فَقُلْ...

Sure-i celile yani Nasr/zafer suresi İslam anlayışındaki mükemmel fethe ve bu fetihten sonra mümin şahsiyetin yapacağı, yapması gerekenlere işaret ediyor. Ta ki bu zafer ve fetih insaniyetin ve İslamiyet`in ayaklarına dolanan büyük bir nikmete dönüşmesin, evvel emirde büyük bir nimet olduğu halde… اِذَا جَٓاءَ نَصْرُ اللّٰهِ وَالْفَتْحُۙ ﴿١﴾ وَرَاَيْتَ النَّاسَ يَدْخُلُونَ ف۪ي د۪ينِ اللّٰهِ اَفْوَاجاًۙ ﴿٢﴾ فَسَبِّـحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ وَاسْتَغْفِرْهُۜ اِنَّهُ كَانَ تَـوَّاباً ﴿٣﴾ Allah`ın yardımı ve fetih (Mekke fethi) geldiğinde ve insanların bölük bölük...

Kişinin topluma, çevresine yakın eş ve dostuna ve akrabalarına karşı duyduğu hayâdan ötürü nehiylerden sakınıp emirlere yapışması gerçekte yaptırım gücü az bir olgu değildir. Hatta insanların çoğunluğunun amir etkenidir de denilebilir. اِنَّ اللّٰهَ لَا يَسْتَحْـي۪ٓ اَنْ يَضْرِبَ مَثَلاً مَا بَعُوضَةً فَمَا فَوْقَهَاۜ  فَاَمَّا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا فَيَعْلَمُونَ اَنَّهُ الْحَقُّ مِنْ رَبِّهِمْۚ  وَاَمَّا الَّذ۪ينَ كَفَرُوا فَيَقُولُونَ مَاذَٓا اَرَادَ اللّٰهُ بِهٰذَا مَثَلاًۢ يُضِلُّ بِه۪ كَث۪يراً وَيَهْد۪ي بِه۪ كَث۪يراًۜ وَمَا يُضِلُّ بِه۪ٓ اِلَّا الْفَاسِق۪ينَۙ ﴿٢٦﴾   اَلَّذ۪ينَ يَنْقُضُونَ عَهْدَ...

Zülfikar’ın sahibi İmam Ali (r.a) kalemin yüceliğini; “Kalem kılıçtan keskindir” özlü sözü ile ifade ediyor. Birileri bu veciz sözü, ileri medeniyetin temsilcileri olduklarını ispatlamak için intihal etmişlerse bile bu beliğ söz İmam Ali (r.a)’ye ait olan bir sözdür. Tıpkı “Hayatta en hakiki mürşîd ilimdir” sözünün ona ait olduğu gibi… بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحيمِ نٓ وَالْقَلَمِ وَمَا يَسْطُرُونَ ﴿١﴾ مَٓا اَنْتَ بِنِعْمَةِ رَبِّكَ بِمَجْنُونٍ ﴿٢﴾ وَاِنَّ لَكَ لَاَجْراً غَيْرَ مَمْنُونٍ ﴿٣﴾ وَاِنَّكَ لَعَلٰى خُلُقٍ عَظيمٍ ﴿٤﴾...

Rivayetlerde cumartesi ehli ya da ashab-ı sebt olarak anılırlar. Kıssaları ibret vesikası olarak anlatılır. Ben-i İsrail’den bir topluluk olup deniz kenarında kurdukları medeniyetle anılmışlar. Medeniyetin yükü ağırdır. Hiyerarşik ve düzenli bir çalışma sistemi gerektirir. وَسْـَٔلْهُمْ عَنِ الْقَرْيَةِ الَّتي كَانَتْ حَاضِرَةَ الْبَحْرِ اِذْ يَعْدُونَ فِي السَّبْتِ اِذْ تَأْتيهِمْ حيتَانُهُمْ يَوْمَ سَبْتِهِمْ شُرَّعاً وَيَوْمَ لَا يَسْبِتُونَ لَا تَأْتيهِمْ كَذٰلِكَ نَبْلُوهُمْ بِمَا كَانُوا يَفْسُقُونَ ﴿١٦٣﴾ Ey Muhammed ! Onlara, deniz kıyısında bulunan kent halkının durumunu sor. Hani onlar...

İnsanın fücurunun kaynağı nedir? İnsan kendisine dünyada huzur ahirette ise saadet kazandıracağını bildiği halde neden salihlerin amellerini bırakıp şakillerin işlediklerine meyleder. وَنَفْسٍ وَمَا سَوّٰيهَا ﴿٧﴾فَاَلْهَمَهَا فُجُورَهَا وَتَقْوٰيهَا ﴿٨﴾قَدْ اَفْلَحَ مَنْ زَكّٰيهَا ﴿٩﴾وَقَدْ خَابَ مَنْ دَسّٰيهَا ﴿١٠﴾ Nefse ve onu düzgün bir biçimde şekillendirip ona kötülük duygusunu ve takvasını (kötülükten sakınma yeteneğini) ilham edene andolsun ki, nefsini arındıran kurtuluşa ermiştir. ﴾7-9﴿ Onu kötülüklere gömüp kirleten kimse de ziyana uğramıştır. ﴾10﴿ İnsanın fücurunun kaynağı nedir? İnsan kendisine...