Anasayfaİnzar Dergisi Nur Kılıç

Hissettiklerimi bir kalıba döküp döküp soğutuyorsam… Renklerini itinayla seçip boyuyorsam… Orasından burasından kırpıp kıvam arıyorsam… Nereye, neden ve nasıl diye soruyorsam… Yüzüm gökte, aklım yerde, kulağım zamanın sesinde yürüyorsam… Sesimi kısıp önümdeki boşluğa konuşuyorsam… Yıldızlara göz kırpıp aya gülümsüyorsam… Bir tınıyla asırlar evveline gidip geliyorsam… Gönlüm bir tebessümüne hasret kaldıysa, öteler ötesinin… Gitmeyivereyim olsun! Sararan yapraklar vardı bu mevsimde. Sararan ve kuruyan… Öylece mecalsiz yere yayılan… Ayaklar altında hışır hışır sesler çıkaran… Kupkuru yapraklar. Sonbaharın...

Böylesi elim bir acı terütaze dururken ve ümmet kan ağlarken, Haremi Şerif siyon postallarıyla ezilip kirletilmekteyken; ayetlerin tevili ve hadislerin sıhhatini, kendi aklının üstünlüğüne ispata zorlayan… En erdemli insanı; Resulullah (AS)`ı bir ‘aracı`dan ibaret göstermenin telaşında olanlar… En güzel örneği bırakıp, birkaç aklını beğenmişin ardı sıra gidenler… Sosyal medyada, orada burada biri diğerini rezil rüsva etmenin derdine düşen müminler(!)… Fitne, fesat, tekfir ve ayrılık tohumları ekip itinayla sulayan aydınlar(!)… Emani Errahmun! Tarihe kazılan, kendisi ak...

“Mazlumun Âhı, İndirir Şâhı!” “İyi biliniz ki Allâh`ın lâneti zalimler üzerindedir.” (Hûd / 18) Bazen öyle olaylar yaşanır, öyle şeylere tanık oluruz ki; ölümün, mizanın, cennet ve cehennemin varlığına tüm zerrelerimiz şükür secdesine kapanır ve hep bir ağızdan ‘elhamdulillah` derler. ‘Yevmiddin` olan bir rabbe teslimiyetin huzurunu tadarlar. O ürpertici, o kahredici olayın/şeyin yaşattığı acı ve korkuyu, zerre zerre ‘hesap gününe` devretmenin süruru, tek kelimeyle paha biçilmezdir. “Mazlumun Âhı, İndirir Şâhı!”   “İyi biliniz ki Allâh`ın...

Gece gündüze bıraksa yerini… Haşin rüzgârlar serin bir meltemi taksa peşine. Kaynar sular ılısa. Coşkun sular durulsa. Acıyı yelpazeleyen hüznün yerini sıcacık tebessümler alsa. Kararmış göğün bağrı delinse de rahmet yağsa. Göz kırpsa güneş, sığ bulutların arkasından… Gece gündüze bıraksa yerini… Haşin rüzgârlar serin bir meltemi taksa peşine. Kaynar sular ılısa. Coşkun sular durulsa. Acıyı yelpazeleyen hüznün yerini sıcacık tebessümler alsa. Kararmış göğün bağrı delinse de rahmet yağsa. Göz kırpsa güneş, sığ bulutların arkasından… Aydınlatsa...

Sonrasında yaşananlar, yazılan kitaplar, seslendirilen eserler vs. günden güne kanaatimi pekiştirdiği gibi camiaya dâhil olma adına isteğimi de güçlendirmişti. En nihayetinde ise rabbim nasip ve müyesser eyledi; birçok farklı yer arasından bu yeri lütfeyledi. Bununla ne kadar övünsem yeri olduğu gibi şükrünü eda hususunda azciyetimi(zi) de itiraf etmeliyim… Bizleri varlıklar içerisinde insan olarak yaratmakla, aziz İslam’a tabi kılmakla, ümmeti Muhammed’den olmakla ve mümtaz bir camianın eri kılmakla şereflendiren şanı yüce Allah’a hamdolsun. Hidayet rehberimiz Muhammed...

Bu acı, acı değildi! Acıtmanın ötesindeydi hissettirdikleri… İncitmekten ziyade dürten bu duygu; halifelik misyonunu hatırlatıyordu. Kula kulluktan men ediyor; ancak Allah’a kulluğa davet ediyordu. Gözlerini bir noktaya dikmiş öylece bakıyor, gözünden sicim sicim akan yaşlara aldırış etmeksizin konuşmasına devam ediyordu. Yüreğinin sızısı yüzüne yayılmıştı adeta. Görmemek, anlamamak mümkün değildi. Yasin, diyordu kelimeler boğazına takılıyordu. Yasin, diyordu gözyaşları yanaklarına hücum ediyordu. Yasin, diyordu sesi zelzele vurmuş gibi titriyordu. O ‘Yasin’ dedikçe, göz kapakları açılmak istemiyordu adeta....

Doğrudur. Hayat bu! Bir teselliden ibaret kimi zaman… Bir gayretten, çabadan… Üstelik de bir imtihan… Ancak kastım tam olarak o değil. Yetişkinler olarak çocukluk anılarımız, eski günlere atıflarımız ve özlemimiz indimizde her zaman ciddi bir yer tutmuştur. Aradan geçen onlarca yıl, bir takım kaygıları silemediği gibi kimi duyguları da kabartmaktadır ki; özlem ve geriye dönme arzusu bunların başında geliyor. Evet, mazi ‘çocukluğa’ değdiğinde onu hasretle ananlar oldukça fazladır. Çocukluk yıllarının o saf ve masum izleri,...

Anne, okulun dağılma saatinin geldiğini fark etti. O sırada yağmur da yağacak gibiydi. Sekiz yaşındaki kızını almak için arabasını okula doğru sürdü. Anne, okulun dağılma saatinin geldiğini fark etti. O sırada yağmur da yağacak gibiydi. Sekiz yaşındaki kızını almak için arabasını okula doğru sürdü. Okulun sokağına döndüğünde kendisini gören kızı kaldırımdan arabaya doğru koşmaya başladı. O sırada bir şimşek çaktı ve küçük kız durup yüzünü gökyüzüne çevirdi, gülümsedi, sonra annesinin arabasına koşmaya devam etti. Başka...

Acaba bir takım zorluklar ve zahmetlerle, hiçbir gelişme kaydetmiyor gibi görünen o evreleri gelişi güzel yaşarken; birkaç yılın sonunda çabalarımızın semeresini en güzel bir şekilde alacağımıza dair inanç problemimiz mi var? Yoksa bu durumu yeterince algılayabilmiş mi değiliz? Asya, Güney ve Kuzey Amerika ve Afrika’da yetişen Bambu Ağacının hikâyesi birçok kimse gibi beni de epey etkiledi. En büyük türlerinin seksen (80) cm kalınlığa ve otuz sekiz (38) metre uzunluğa kadar uzayabildiği bu ağaç türü oldukça...

Evin odalarına şöyle bir göz gezdirdi. Yerde toz birikintileri vardı. Günlerdir evde olmadığı için ortalığı süpürememişti. İyi bir temizlik lazım, diye düşündü. Elektrikli süpürgeye yöneldi… Evin odalarına şöyle bir göz gezdirdi. Yerde toz birikintileri vardı. Günlerdir evde olmadığı için ortalığı süpürememişti. İyi bir temizlik lazım, diye düşündü. Elektrikli süpürgeye yöneldi. Su haznesine su dolduracaktı ki; en son kullandığında motorundan sesler geldiğini hatırladı. Belki de düzelmiştir, diye geçirdi içinden. Dikkatle prize taktığı fiş, makinenin bozulduğunu haber...