Anasayfaİnzar Dergisi Yusuf Akyüz

https://inzardergisi.com/wp-content/uploads/2018/02/levhalar-1280x720.jpg

Mutluluk nerededir, nasıl elde edilir, Şu kasvetli dünyada, mutluluk bulan kimdir?..   Mutlu olmak hayatta, nasib olmaz herkese, Gerçek huzuru bulmak, bambaşka bir hadise…   Şu dünyada herkesin, aradığı bir şeydir, Ne sırçalı köşklerde, ne de başka yerdedir…   Aradığın yakındır, uzaklarda değildir Gönül sırrını bilen, bu manaya ermiştir…   Ömür boyu insanlar, hep mutluluk ararlar, Yakınları bırakıp uzaklara bakarlar…   Mutluluğun sırrı şu: hep güzel düşünmektir, Her şeyde ve her yerde, bir güzellik görmektir…...

https://inzardergisi.com/wp-content/uploads/2018/02/levhalar-1280x720.jpg

– Cehlinden alır cesareti cahil!.. cesâret bir araya gelirse vay adamın hâline… – Gaflet ve cehâletle yaşayan, hasret ve nedâmetle ölür… – Hayırlı olana sarıl, zararlı olanı bırak!.. – Hak`dan gayrı gönül bağladığın her şey hasret ve nedâmet sebebidir… – İnsana dayanma ölür, duvara dayanma yıkılır!.. TELVİHAT VE TEVCİHAT TECRÜBELERDEN SÜZÜLEN GÜNÜN SÖZLERI SEYİR DEFTERİ -3- VECİZELER IŞIĞINDA ZAMAN DENİZİNDE YOLCULUK “Ol mâhiler ki deryâ içindedirler, deryadan hâbersizdirler…” 161- İnsan çilesini çekmediği bir fikrin sahibi...

Yusuf AkyüzSerlevhalar -2

2 sene ago10919 min

98- Çekilen sıkıntı kadar yükseliş vardır… 99- Meşakkat kıymeti artırır… 100- Sabrın sonu selâmettir… 101- Bir şeye sabretmeyen bin şeye sabreder!.. 102- Küçük adımlarla, dağa çıkar karınca… Dur, oku, düşün ve anla!.. Karınca kadarınca, olduğu kadarınca, bu yolda olsun bize, bir kılavuz karınca… TELVİHAT VE TEVCİHAT TECRÜBELERDEN SÜZÜLEN GÜNÜN SÖZLERİ SEYİR DEFTERİ -2- MAKSADA GIDEN DİKENLİ YOLDA GÜLLER VE SERRİŞTELER Teveccüh, alâka, itina, dikkat; irade ve azim, sabır ve sebat… 76- Yoldan giden yorulmaz!.. Usûlsuz...

Yusuf AkyüzSerlevhalar -1

2 sene ago12416 min

Yola çıkan bir yere varır! Yol kılavuzsuz olmaz… Usulsüz vusûl olmaz!.. Rotasız ve pusulasız hiçbir limana varılamaz! “Yaşanmayan bilgi yaşamaz!” TELVİHAT VE TEVCİHAT TECRÜBELERDEN SÜZÜLEN GÜNÜN SÖZLERI SEYİR DEFTERİ -1- ZAMAN DENİZİNDE ROTA VE PUSULA ZAMAN VE MEKÂN KOORDİNATLARI "Eğer Allahû Teâlâ, sana bir zarar dokundurursa, artık bu zararı O`ndan başka kaldırabilecek kimse yoktur! Eğer sana bir hayır ve fayda dilerse, O`nun ihsanını geri çevirebilecek kimse de yoktur! O, bunu kullarından dilediğine ulaştırır; O Gafur...

Ölümü anmak, ölüm korkusuyla şoka girip kendinden geçmek için değildir… Bilakis dünya sarhoşluğundan ayılıp kendine gelmek; gaflet uykusundan uyanıp ölmeden, fırsatlar elden çıkıp gitmeden önce akıbeti görmek; fuzûlî işleri, oyun ve eğlenceyi, malayani`yi bırakıp, ebedî seâdetine vesîle olacak lüzumlu işlere, sâlih amellere yönelmekdir… Ölümü anmak, uyanış, diriliş ve yöneliş hamlesidir; nefs esaretinden, tutku ve ihtirasların pençesinden kurtulup, Hakk`a kulluk makamına yükselişin remz-i nişanesidir… “Her nefis ölümü tadacaktır. Bir imtihan olarak sizi şerle de hayırla da...

Halkın arasında, “zincirleme kaza…” denilen bir hâdise vardır: Bir arabanın önündeki arabaya çarpmasıyla başlar ve peş peşe arabalar birbirine çarparak pek çok vasıtanın hasar görmesine yol açar… “Hayır! (Ey insanlar, siz çoğunuz) çabucak geçip giden şu fânî dünyâyı seviyorsunuz da (ebedi olan) âhireti bırakıyorsunuz.” (Kıyame Sûresi, 20-21) “Doğrusu onlar âcil olan dünyâ hayatını severler de önlerindeki ağır günü (kıyâmeti) bırakırlar.” (İnsan Sûresi, 27; A`la Sûresi, 17) “Dikkat edin! Dünyâ lanetlidir; dünyadaki her şey de lanetlidir...

Kurban, Hakk`a yaklaştıran demek… Din-i Mübîn-i İslam`ın şeâir-i azamından, mukaddes hac ve kurban günleri âlem-i İslam`a bahşedilen mübârek bir hediye… Kıyamete kadar devam edecek tevhid mücadelesinin en müşahhas nişanelerinden biri, kurban ibadeti… “Doğrusu biz sana kevseri verdik. O halde ‘bu şükranın ifadesi için` namaz kıl ve kurban kes!” (Kevser, 1-2) “Ademoğlu için, kurban bayramı gününde Allah katında kurban kesmekten daha hayırlı bir amel yoktur. Kurban edilen bu hayvan kıyamet günü boynuzları, kılları ve tırnaklarıyla birlikte...

Ramâzân-ı Şerif, on bir aya şâmil hidâyet ve istikâmet tashihi ile nefsimizi tezkiye ve terbiye için nadîde bir fırsat zamanı… Günahlardan arınma, bağışlanma, her türlü kötü alışkanlıkdan, dünyalık tutku ve ihtiraslardan kurtulma, yeni bir ruh ve şuûrla dirilip kıyama durma fırsatı… Mübârek günlerin feyiz ve bereketinden istifadeyle, gaflet uykusundan uyanmak, dünya sarhoşluğundan ayılıp kendimize gelmek, halimizi, seyir ve gidişatımızı muhasebe ederek hayatımıza çeki düzen vermek için muazzam bir imkândır… On bir ayın mihenk taşıdır mübarek...

Ebedî ve sermedi (dâimi) olmayan her şey yok ve hiç hükmünde, hayâl gibi bir şeydir… Zaman ve mekân buudlarını aşan ulvî bir bakışla eşya ve hadiseyi okuduğumuzda hayretengiz hakikatlere ulaşabiliriz… Meselâ, lezzet ve elem cihetiyle dünyâ ve rüyâ aynı derecede algılanır ve yaşanır; uyanmadıkça, yaşadığımız ve tattığımız şeylerin rüya olduğunu asla anlayamayız; lezzet ve elem cinsinden herşeyi tıbkı gerçek gibi yaşarız… “Gökden yere kadar her işi O idare eder. Sonra işler O`na bir günde yükselir...

Bir elmasa, altın veya yakuta sıradan bir bakışla ne anlaşılır; yakutla âdi bir taş nasıl birbirinden ayırılır… Bakış, anlayışa tâbidir… Kaziyesinden hareketle, her bakanın aynı manayı göremeyeceğini; vasıf ve anlayış sâhibi olmadan, sıradan sathî ve zâhirî bir bakışla bir şeyin esrârına, hikmet ve gâyesine, mana ve mahiyetine vakıf olunamayacağını; evvela sıhhatli bir anlayış kazanmak gerektiğini ifâde edebiliriz. Böyle sıhhatli bir vasıf ve kâmil bir anlayış olmadan, madde ve manada esaslı bir buluş ve inkişâfattan bahsedilemez…...