Anasayfaİnzar Dergisi Yusuf Akyüz

Dünyâ hayatı, her ne kadar fâni ve geçici, zevâli yakın ve hazları anlık olsa da, irâdenin geçerli olduğu ve kurtuluş hamlesini yapabileceğimiz yegâne müddet-i zaman olması hasebiyle ehemmiyeti hâizdir… "Şüphesiz ki âhiret yurdu asıl hayattır. Keşke bilselerdi." (Ankebût, 64)   "Gerçek hayat ancak âhiret hayatıdır!" (Buhârî, Rikâk, 1)   "Muhakkak ki sen de ölecek olan bir kimsesin, onlar da ölecek olan kimselerdir!" (Zümer, 30)   "Selam size, ey bu kabirlerde yatanlar! Allâhû Teâlâ sizi de...

Gün doğarken şafaklarda, Uzaktaki ışıklarda, Sürgülenmiş kapılarda, Zindanda yine hasret var…               -1-                                                                  -7- Gün doğarken şafaklarda,                         Sonbaharda rüzgârlarda, Uzaktaki ışıklarda,                                       Gökyüzünde bulutlarda, Sürgülenmiş kapılarda,                               Uçan kuşun kanadında, Zindanda yine hasret var…                         Zindanda yine hasret var…                   -2-                                                                   -8- Gül kokulu baharlarda,                               Hüzün faslı hazanlarda,                   Diken telli duvarlarda,                                Yere düşen yapraklarda, Garip geçen bayramlarda,                         Damla damla yağmurlarda, Zindanda yine hasret var…                        Zindanda yine hasret var…                  -3-                                                                    -9- Açık görüş haftasında,                                Karşıdaki sıradağda, Ziyaretin ardı...

Dirilerin kabrinden, dirilerin kalbine hitâben, ötelerden bir ses, bir nefes… Bir teveccüh ve alâka daveti; bir hâl münâsebeti, sohbet ve muhabbet nisbeti… << Hoşunuza gitmeyen bir şey sizin için hayırlı olabilir. Hoşunuza giden bir şey de sizin için şer olabilir. Allah bilir, siz bilemezsiniz. >> (Bakara, 216) << Sizden hanginiz canı ve malı emniyet içinde, bedeni sıhhat ve âfiyette, günlük azığı da yanında olduğu halde sabahlarsa, sanki bütün dünyâ kendisine verilmiş gibidir. >> (Tirmizî, Zühd,...

Yusuf AkyüzLale-Name…

2 sene ago14228 min

İmândan ihsana giden yol tasavvuf remziyle işaretlenmiş. Hakk`a yolculuk, seyr-i sülûk tasavvuf kelimesiyle ifade edilmiş ve tasavvuf da lale çiçeğiyle simgeleşmiş… Tasavvuf mayasıyla yoğrulmuş medeniyetimizde lale motifi, câmi duvarlarından kitab cildlerine kadar, köşk ve konaklardan dergâh odalarına, bakır, gümüş işleme, ebru ve ahşab sanatına ve mezar taşlarına varıncaya kadar, Lâle dervişe ne söyler, Lâle söyler, derviş dinler… Dünyadan uzak bir yerde, Bir hasbihâl, gönülnâme… İmândan ihsana giden yol tasavvuf remziyle işaretlenmiş. Hakk`a yolculuk, seyr-i sülûk...

Yusuf AkyüzVecdname…

3 sene ago13726 min

Ötelerden pencereme süzülen ve satırlara dökülen üç beş katre gözyaşı; hüzün ve hasret damlası; bir vaktin vecd hâlinin in’ikâsı… Vecd, ruhun cismânî ve mekânî boyuttan inkıtâı ile maverâî buudlara ittisali neticesi gönül âleminde tebellür eden mücerred katrelerden bir nebze… “Yeryüzünde ve göklerde nice âyetler vardır ki hiç dönüp bakmadan yanından geçip giderler!” (Yusuf,105)   “Allahım, hayretimi arttır!” (Nebevî duâ)      “Marifetin zirvesi, âcizliğini bilmektir!” (Hz. Ebu Bekr(r.a.)) Ötelerden pencereme süzülen ve satırlara dökülen üç beş katre...

Mal da yalan mülk de yalan, var git biraz da sen oyalan!” demiş, Yunus Emre… Dünya, zeval aynasına yansıyan kocaman bir hiç; anlık görüntü ve dekor, hayal gibi bir şey! Bu fâni dünyada her şey gelir geçer, acı-tatlı herşey sonunda bir gün biter! İlkbaharda yeşeren ve sonbaharda kuruyup yere düşen her yaprak, bize şu gerçeği hatırlatır:         “Bilin ki, dünya hayatı ancak boş bir oyun eğlence, geçici bir süs, aranızda bir övünme, mal ve evlad...

Tecrid, mâna ve mefhûm itibari ile gayri irâdi ve icbârî olarak soyutlanmak; tecerrüd ise kendi isteğiyle ve şuûrlu tercihiyle soyutlanmak demektir… “Hiçbir musibet Allah’ın izni olmadıkça isabet etmez. O halde kim Allah’a iman ederse, Allah onun kalbine hidâyet (musibete karşı da sabır) verir. Allah herşeyi bilendir.” (64/11) “Allâh’ım! Gerçek hayat sadece ahiret hayatıdır.” (Buhârî, Rikak, 1) “Allah’ım, beni doğru yola hidayet eyle ve o yolda bana muvaffakıyet nasib eyle!” (Müslim, Zikir, 78) “Ebû Hûreyre (r.a.)den...

Tecerrüd tabiriyle ifâde olunan mâna ve mülâhazanın en yalın tezâhür mekânı, zindan ve kabristandır… Her ikisinde de dünyâ’dan soyutlanmak, yalnızlık, cisim ve madde boyutundan kopuş ve uzaklık vardır… “Hani o genç yiğitler mağaraya sığınmışdı da: ‘Rabbimiz! Bize katından bir rahmet ver ve bize bu durumdan bir kurtuluş yolu hazırla!’ demişlerdi.” (Kehf, 10) “Üç şey cenazeyi kabrine kadar takib eder: Ailesi, malı ve amelleri. Bunlardan ikisi geri döner, birisi kendisiyle kalır. Ailesi ve malı geri döner;...

Berzah âlemi, dünyâ ve âhiret arasında kalan bir fâsılada bir manada bekleyiş dönemi… Seâdet ehli ruhlar için zahmetsiz ve elemsiz; şekavet ehli ruhlar için zahmetli ve elemli bir bekleyiş devresi, nâm-ı diğer kabir âlemidir…  “Darda kalmış kimsenin duâ ettiği zaman duasına icâbet eden ve sıkıntıyı giderip yeryüzünde hükümranlık (idarecilik) veren kimdir?!” (Neml, 62) “Rabbimiz! Bize dünyada da iyilik ver, âhirette de iyilik ver ve bizi ateş azabından koru!" (Bakara, 201)      “Ey hayırlı kapılar açan...

Hasret, vuslata giden yolda bir kıvılcım ve adım; ızdırab ise dua çağrısıdır… Gafletten uyanış, acı kaybın farkına varış; kurtuluş için deruni bir çaba, ağlayış ve yakarıştır… “Darda kalmış kimsenin dua ettiği zaman duasına icabet eden ve başındaki sıkıntıyı gideren…”(Neml,62) “Rabbiniz buyurdu ki: ‘Bana dua edin, size icabet edeyim…’ ” (40/60) “Sıkıntılı zamanlarında Allah’u Teâlâ’nın kendisine icabet etmesini isteyen kimse, rahatlık zamanında duayı çok yapsın.” (Tirmizi, Deâvât,9) “Samimi dua, her türlü belâyı geri çevirir.” “Samimi ve...