İnzar Sorularla FıkıhDefine Aramak Caiz midir?

2 ay ago18712 min

Define Aramak Caiz midir?

Define aramak İslam’da var olan kazanç çeşitlerinden biridir. Fıkıh kitaplarında bu hususa zekât bahsinde geniş yer verilmiştir. Öyle ki kişi cahiliye döneminden kalan kâfirlerin sakladığı nisap miktarına ulaşmış hazineleri bulduğunda, direkt 1/5’ni zekât olarak verir.

Bulunan hazine, Müslümanlara ait arsadan çıkarsa malın arsa sahibine teslim edilmesi gerekir. Çünkü bu, lukata mal hükmünde olur.

Çalıştığım Havaalanında Taşıdığım Çantalarda Bazen İçki Olabiliyor, Ne Yapmalıyım?

Peygamber (aleyhissalatu vesselam) sadece içkiyi içenin değil, onun oluşumuna veya tüketilmesine vesile olanların da harama ortak olduklarını belirtmiştir. Enes Bin Mâlik der ki:

Resulullah (aleyhissalatu vesselam) hamr (içki) ile ilgili olarak on kişiye lanet etti; (üzümü) sıkana, sıktırana, içene ve içirene, yapana, taşıyana ve taşıtana, satana ve satın alana, bağışlayana, bunun parasını yiyene… (Tirmizi)

Hadisi şerifte, içkiyi taşıyan kimseyle ilgili lafız mutlak bir şekilde varid olmuştur. Bu taşımanın; çanta içerisinde veya bir başına olması ya da asıl mesleği içki taşımak olmadığı halde başka eşyaların içerisinde olması arasında bir fark yoktur. Dolayısıyla çanta vb. eşyaların içerisinde içkinin olduğu kesin biliniyorsa, taşınması caiz olmaz.

Çalıntı Malları Satın Almak Caiz midir?

SORUNUN DETAYI: Yaşadığım ilin pazarlarından birinde teknolojik aletler ikinci el fiyattan daha ucuza satılıyor. Birçok kimse bu pazarda satılan malların çalıntı olduğu için bu fiyatla satıldığını belirtiyor. Bu tür yerlerden bir şeyler alırsak, vebal altına girer miyiz?

Bir mal gayrimeşru bir yolla elde edilmişse; bunu satış, hibe, hediye, miras ve vasiyet gibi meşru olan yollarla dahi olsa elde etmek caiz olmaz. Çünkü bu mallarda tasarrufta bulunma hakkı sadece malın asıl sahibine aittir. Satışı malın asıl sahibi gerçekleştirmediği için yapılan her türlü akit geçersiz sayılır. Allah’u Teâlâ Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurmaktadır:

“İyilik ve takva üzere yardımlaşın, kötülük ve düşmanlık üzere yardımlaşmayın!” (Maide 2)

Kötülük hususunda birine yardımcı olmak, onun günahına ortak olmak demektir. Malı başkasından çalan kimsenin amacı para elde etmek olduğu için, çalınan malı kendisinden satın alarak ona destek olmak haramdır.

Kişi satın aldığı malın çalıntı olduğunu bilmezse, hırsızın günahına ortak olmaz. Ancak malın çalıntı olduğuna işaret eden emareler mevcutsa; mesela mal, normal fiyatından daha düşük bir fiyata satılıyorsa veya çalıntı malların satıldığı yerlerde satılıyorsa, bu malda şüphe aramalı ve bunu almaktan kaçınmalıdır.

Malın çalıntı olduğunu bildiği halde ucuz olması nedeniyle gidip satın alırsa, hırsızın günahına ortak olur. Sıhhati hususunda muhaddislerin farklı görüşler belirttiği şu hadiste Efendimiz (aleyhissalatu vesselam) şöyle buyurmaktadır:

“Bir kimse çalıntı olduğunu bildiği malı satın alırsa, hırsızın yaptığı günaha ortak olur.” (Beyhâkî, Hâkim)

İster çalıntı olduğunu bilerek ister bilmeyerek her ne şekilde satın alınırsa alınsın, malın asıl sahibi söz konusu malı bu kimsenin yanında görürse, bunu alma hakkına sahip olur. Satın alan kimse daha sonra hırsızın yanına giderek ondan parasını geri alır.

Sol Elle Yemek Yemenin Haram Olduğunu Söyleyen Âlimler Var mıdır?

Her dört mezhebe göre yemeğin sol elle yenilmesi haram değil, mekruhtur. Zahiri mezhebine bağlı imamlardan İbn Hazm ve İbn Abdülberr, konuyla ilgili varid olan hadislerin zahirine göre hüküm vererek sol elle yemenin haram olduğunu belirtirler.

Ömer Bin Ebî Seleme (radiyallahu anh) şöyle rivayet eder: Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’ın terbiyesinde bir çocuktum. Yemekte elim, tabağın her tarafında dolaşıyordu. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) beni uyararak  “Evlat! Allah’ın ismini an, sağınla ye, önünden ye!” diye buyurdu. Ben de bundan sonra hep böyle yedim. (Buharî)

Namaz Kılmayan veya Başı Açık Olan Bir Bayan Öldüğünde Kendisi İçin Allah’tan Rahmet Dilenir mi?

SORUNUN DETAYI: Hocam siyasilerden başı açık veya namaz kılmayan biri öldüğünde, kendisi için Allah’tan rahmet dileyip ailesine taziyede bulunabilir miyiz? Yine islami bir partinin, söz konusu rahmet temennilerini basın/medya aracılığıyla aşikâr bir şekilde aktarması doğru mudur?

İslam’ın farzlarından birini -inkâr etmediği halde- yerine getirmeyen kimsenin dinden çıkmayacağı hususunda İslam âlimlerinin neredeyse ittifakı söz konusudur. Sadece Allah’ın emirlerini yerine getirmeyip nehiylerinden sakınmadığı için ahirette ya azap görecek ya da Allah’ın rahmetiyle bağışlanacaktır.

Bu bakımdan namaz kılmayan veya Allah’ın örtünme emrini yerine getirmeyen ya da İslam’ın diğer farzlarından birini inkâr etmediği halde uygulamayan kimse Müslümandır; cenaze namazı kılınır, yıkanır, Müslümanların kabristanına defnedilir ve kendisine Allah’tan mağfiret ve rahmet temennisinde bulunulabilir. Söz konusu bu durumun bireysel veya kamuoyuna açık bir şekilde yapılıp yapılmaması arasında bir fark yoktur.

Ancak kâfir olduğu açık bir şekilde bilinen veya ağzıyla kâfir olduğunu söylemese dahi İslam’ın farzlarından birini inkâr eden ya da ömrünü Müslümanlara karşı mücadele etmekle geçiren kimseye Allah’tan bağışlanma dilenmez, rahmet temennisinde bulunulmaz. Allah’u Teâla Tevbe Suresinde, kâfir olan babası için bağışlama dileyen İbrahim (aleyhisselam) ile ilgili şöyle buyurmaktadır: “İbrahim’in, babası için af dilemesi, sadece ona verdiği bir söz yüzündendi. Onun bir Allah düşmanı olduğu kendisine açıkça belli olunca, ondan uzaklaştı.” (Tevbe 114)

Taziye meselesine gelince; fıkıh kitaplarında Müslüman biri vefat ettiğinde ailesine taziyede bulunmanın sünnet; kâfir biri vefat ettiğinde ise ailesine taziyede bulunmanın mubah olduğu geçmektedir. Dolayısıyla kâfir kimse vefat ettiğinde ailesine taziyede bulunmak caizse, vefat eden Müslüman kimse her ne kadar günahkâr olsa dahi ailesine taziyede bulunmak ve kendisi için rahmet temennisinde bulunmanın uygun olması daha isabetlidir. Ayrıca bu tür kimselerin rahmete ve bağışlanmaya daha fazla ihtiyacı vardır.

Molla Enver KILIÇARSLAN/Molla Muhammed Beşir VAROL

Kaynak: Âlimler ve Medreseler Birliği Fetva Kurulu

İnzar Dergisi

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlendi *

İlgili Yazılar