İnzar / Çeviri MakalelerGüney Kuzey’e Karşı: Yemen Ümit ve Bölünme Arasında

6 sene ago14819 min

12 Ekim’de çoğunluğu kuzeyden ayrılmayı talep eden on binlerce Yemenli Aden sokaklarında yürüyüş yaptı. Tarih önemli bir tarihti, çünkü 1967 yılında İngiliz sömürgeciliğinden kurtulan Yemen’in bağımsızlığını kazandığı tarihe denk düşüyordu.

12 Ekim’de çoğunluğu kuzeyden ayrılmayı talep eden on binlerce Yemenli Aden sokaklarında yürüyüş yaptı. Tarih önemli bir tarihti, çünkü 1967 yılında İngiliz sömürgeciliğinden kurtulan Yemen’in bağımsızlığını kazandığı tarihe denk düşüyordu.

Ama aradan geçen yaklaşık elli seneden sonra Yemen ekonomik refah ve bilhassa milli bir kimlik hususunda hala karar verebilmiş ve siyasi istikrar sağlamış değil.

Yemen başkentinde gerçekleşen geniş kapsamlı yürüyüşün üzerinden iki yıl dokuz aylık bir süre geçti. Başkent San’a, adı Yemen devrimi olan bir süreç başlattı ve medyada Yemen’in resmi olarak Arap Baharı denen süreci başlattığı şeklinde coşkulu açıklamalar yaptı.

Bir Arap ülkesi olan Yemen’i kendi benzersiz tarihsel ve siyasal şartları göz önünde tutulmadan ‘Arap Baharı’ kulübünün bir ferdi olarak görmek Yemen gençliğinin 27 Ocak 2011’de erkenden başlayan protestolarını takip eden geniş ölçekli olayları medyanın açıklamakta başarısızlığa uğradığı ve kolaya kaçtığı bir izahtı.

33 yıldır bu görevi sürdüren ve şu an görevden çekilmiş olan Başkan Ali Abdullah Salih ve ailesinin devlet kurumlarına sinen iktidarına karşı en geniş kapsamlı protestoların yapıldığı tarihlerden biri de 3 Şubat tarihli gösterilerdi.

İşte bu tarihten sonra San’a ve Aden tek bir bayrak altında birleştiler. Bu, çok önemli bir tarihti, çünkü her iki şehir de daha önceleri savaş halinde olan iki ülkenin başkenti olarak hizmet görmüştü.

Yemen gençliği, yapılan onca antlaşmaya ve yıllar süren kanlı çarpışmalara rağmen ne politikacıların ne de ordu generallerinin başaramadıklarını çabucak başararak bir köprü kurabilirdi.

Ama yoksullukla ve mahrumiyetle mahvolan ancak aynı zamanda ümitvar da olmak isteyen Yemen halkının ortak zaferi yalnızca sokaklarda hissedilebiliyordu. Bu hissiyat Şubat 2012’de Salih’İn görevinden uzaklaştırılmasından sonra bile asla doğru bir şekilde siyasi bir zafere dönüştürülemedi.

O tarihten sonra değişik politik partilerden, büyük kabilelerden, gençlik hareketlerinden, Güney ve Kuzey’i temsil eden delegelerden oluşan bir Milli Diyalog Konferansı (MDK)toplandı. Yapacağı iş referandum ve genel seçimlerin yapılmasını sağlayacak olan bir anayasa taslağı sürecinde öncülük etmek olacaktı.

Bu işlerin yapılması için son gün olarak 18 Eylül tarihi belirlenmişti ama o gün de gelip geçti. Daha da kötüsü işin içindeki tüm partiler arasında derin ayrılıklar baş göstermeye başladı.

Diyalog, öncelikle iktidardaki Genel Halk Kongresi ile ana muhalefet partisi olan Birleşik Oturum Partisini temsil eden temsilciler arasındaki müşterekleri keşfetmeye çabaladı. Ancak sonraları Birleşik Koalisyon Partisi (BKP)delegeleri arasında ihtilaflar belirdi.

BKP, birçok farklı partiden oluşmaktadır, içerisinde başlıca destekçileri Kuzey’de üslenmiş olan İslami eğilimli Yemen Islah Partisi ve güney merkezli seküler Yemen Sosyalist Partisi de var.

Bu iki parti tamamıyla farklı ideolojik öğretilerden gelmektedirler ve Salih iktidarını devirmek için istekli olarak bir arada değiller. Müslüman Kardeşler’in Yemen kolu olarak görülen Islah Partisi’nin, sosyalistleri def etmek için Salih ile birleştiği zamanlar da oldu.

El Monitör’de yazan Farea el Muslimi, “Güney’den çıkan sosyalist yayılma, İhvan’ı, merkezi bölgeler için yapılan savaşlar süresince (1978-1982) komünist cereyan olarak adlandırdıklarına karşı Salih rejimi ile ittifak kurmaya cesaretlendirdi” demekteydi.

Bugünkü Yemen Cumhuriyeti o zamanlar iki farklı ülkeydi: Marxist-Leninist Güney Yemen ve Kuzey Yemen. Her iki tarafın da bölgesel çekişme için kullanıldığı çatışmalı yıllardan ve Uluslar arası Soğuk Savaş’tan sonra 22 Mayıs 1990’da birleştiler.

Birleşmeden çok sonraları demokratikleşme, seçimler, varlığın paylaşımı ve daha birçok türde süreçler başlatıldı ama devam ettirilmedi. Güneyli liderler daha az nüfusa sahip olan ancak daha varlıklı olan güney ve doğu bölgelerinin, kabilelerin baskın olduğu kuzeylilerce mahrum edildiğine dair komplolar kurulduğu hakkında konuşmalar yapıyorlardı.
1994 yılında başlayan politik çatışmalar sivil savaşla sonuçlandı, Güney yenildi, binlerce lideri ve askeri kaçtı. Arabuluculuk çabaları yeterli gelmedi.

Güneylilerde, baskın olan Kuzeylilere karşı hissetmeye devam ettikleri haksızlık duygusu çokları tarafından karşı konulan bir kanıdır. Ama bu bir gerçektir ve şurası kesindir ki bu kanı hiçbir zaman demokratik bir liderliğin yönetiminde ve şeffaf bir politik ortamda yeterince tartışılmadı.

Mevcut Yemen Sosyalist Partisi feshedilen Güney Yemen liderliğinin bakiyesinden oluşmaktadır. Ocak 2011 tarihli Yemen devrimi ülke çapında büyük bir ulusal bir coşku oluşturmuş olsa da bilhassa Güneydeki Yemenliler siyasi geçiş süreci ve Ulusal Diyalog Konferansına duydukları inancı kaybetmeye başlayınca eski tartışmalar tekrar gün yüzüne çıktı.

Buna eklemlenen bir diğer husus da bir kısmı El Kaide tarafından yönlendirilen veya El Kaide’den esinlenerek gerçekleştirilen ve çoğunluğu güneydeki kasabaları ve aktivistleri hedefleyen ve uzun süredir Yemen’de süregelen güvenlik kaosu durumudur. Güneydeki bazıları bu türden şiddeti kolaylaştırdığı ve böylelikle siyasi anlamda sonlarını getirme amaçlı bu duruştan San’a’yı suçlamaktadırlar.

Dahası bugün muhalefetin birleşik cephesi olarak kararlaştırılan Birleşik Koalisyon Partisi (BKP), sosyalistler açısından Islah Partisine duydukları derin güvensizlikten, Islah açısından da ülkenin bölünmesine her şekilde karşı çıktıklarından gerginliğin ana kaynağı haline geldiği için varsayılan siyasi ittifak için eşit derecede kuşkulu hale gelmiş bulunmaktadırlar.

Mısır ordusu Başkan Muhammed Mursi’yi devirdiğinde Islah destekçileri büyük bir kızgınlıkla protesto gösterileri yaparken sosyalistler açıkça bayram yapıyorlardı. Güven hususuna gelince, doğrusu hiç olmadığı kadar diplerdeydi.

Güney de bu hususta birlik göstermiyor, Güney hareketi olan ve Güney hususunda gelecekte yapılacak bir referandumla iki devletli federal bir yapıyı savunan Hiraak Hareketi de bölünmüş durumda. Hiraak da birçok farklı siyasi partiden ve hizipten oluşuyor ve liderlik yarışından dolayı oldukça hırpalanmış durumda.

Ayrılık, Güney Yemen’in bağımsızlık için yürüyüş yaptığı 12 Ekim’de sergilenmeye başlandı. Katılımda bulunan bazı gruplar Mursi’yi zorla görevden alan Mısırlı general Abdul Fetah Sisi’nin fotoğraflarını taşıyorlarken bazıları da Lübnan Hizbullahının bayraklarını dalgalandırıyorlardı. Siyasi bölünme Aden merkezindeki Tören Meydanı’nda bazı kimselerin yaralandığı kanlı çarpışmalarla sona erdi.

Salih’in görevden uzaklaştırılmasından sonra göreve gelen Başkan Abdu Rabbuh Mansur Hadi, Aden gösterilerinden kısa bir süre önce, 8 Ekim’de ülkedeki ulusal diyalogun uzun süredir beklenen sonuçlar doğuracağını ilan etmişti. Bu ifade her iki tarafın da aklını çelen bir dil kullanılarak dile getirilmişti, aslında ‘birleşik ve federal Yemen’ birkaç gün içinde kurulacaktı!

Umduğu ilerleme zorlayıcı ve cesaret kırıcı gerçeklerle tamamen alakasız görünüyordu: öne çıkan husus şu ki Güney Hareketi ile bağlantılı gruplar görüşmeleri boykot ediyorlar.

Yine herhangi bir antlaşma imzalamak da “Salih’in Halk Kongresinden iki temsilcinin vazgeçerek toplantıdan ayrılması ve ‘ülkenin birliğine zarar veren’ her tür teklife karşı çıkacakları için partilerinin katılımı askıya alması ile sonuçsuz kaldı” diye yazdı Arab News.

Böylesi bir uzlaşma kâğıda dökülse bile Milli Diyalog Konferansı açıkça talimat veya halk onayı isteyen bir antlaşmayı zorla yürürlüğe koyamaz.

Kuzeyde büyük bir isyan demlenmekteyken, Güneyde ayrılıkçı bir hareket ortaya çıkarken, ABD’nin insansız hava araçlarıyla sürdürdüğü savaş devam ederken, öfkeli militanlar ilerlerken ve ülke çapında cezalandırıcı bir yoksulluk hüküm sürerken yakın idealler etrafında ‘vatanı’ birleştirmek kolay bir iş değil. Hatta soruyu şöyle sormak gerekiyor; bu şartlar altında böyle bir şeyi başarmak mümkün mü?

Tripoli Post’ta yayımlanan bu makale Süleyman Kaylı tarafından İnzar için tercüme edildi.

Ramzy Baroud

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlendi *

İlgili Yazılar

{{ image }}

{{ title }}

{{ date }} {{ comments }}
{{ readingtime }} {{ viewcount }}
{{ author }}
{{ image }}

{{ title }}

{{ date }} {{ comments }}
{{ readingtime }} {{ viewcount }}
{{ author }}
{{ image }}

{{ title }}

{{ date }} {{ comments }}
{{ readingtime }} {{ viewcount }}
{{ author }}