Mücahid HakseverNur-U Kâinat

7 sene ago11411 min

İnsanlık ailesinin atası Hz. Âdem (as)`dir. Yasak meyveden yiyip dünyaya geldikten sonra, manevi huzur ve saadeti elde edebilmek için bugünkü Mekke`de ilk mescidi yani …

Tüm noksan sıfatlardan münezzeh olan, O`nu layıkıyla hamd etmekten aciz olduğumuz Allah`a hamdolsun. Salât ve selam iki cihan güneşi fahri kâinat Efendimiz ve O`nun pak Ehl-i Beyt’inin üzerine olsun.

İnsanlık ailesinin atası Hz. Âdem (as)`dir. Yasak meyveden yiyip dünyaya geldikten sonra, manevi huzur ve saadeti elde edebilmek için bugünkü Mekke`de ilk mescidi yani Kâbe’yi inşa etmiştir. O`nun sulbünden gelen insanlar dünyevi meşgale ve ihtiyaçlar sonucu dünyanın dört bir tarafına dağılmışlardır. Cenab-ı Allah`ın göndermiş olduğu peygamberler sayesinde hidayet yolunda yürümüş, tabiri caizse atalarının tövbesi üzerine sadık kalmışlardır. Bir günün ikindi vaktinde gelen Efendimiz (sav), nefsin iğvasıyla yoldan çıkan insanlığı, manevi saadet ve huzurun ilk başladığı yerde, Mekke`de, insanlığı asıllarına dönmeye, naks içindeki insanlığı kemale davet etmiştir. Çağırdığı dava gibi kendisi de kâmildi. O kemalin zirvesidir. Artık ondan sonra kemal yoktur. Büyük İslam âlimi Bediüzzaman’ın Efendimizle (sav) ilgili şu sözleri duygularımıza tercüman oluyor, söze mahal vermiyor. "Çünkü, hilkat ağacının çekirdeği odur. Kadir-i Zülcelâl, Onun gelişini takdir etmemiş olsaydı, kâinat da, insan da olmayacaktı. Dolayısıyla imtihan dünyasının kapısı da açılmayacaktı. "Şu gördüğün büyük âleme büyük bir kitap nazarıyla bakılırsa, Nûr-u Muhammedî (a.s.m.) o kitabın kâtibinin kaleminin mürekkebidir. Eğer o âlem-i kebir, bir şecere tahayyül edilirse, Nur-u Muhammedî hem çekirdeği, hem semeresi [meyvesi] olur. Eğer dünya mücessem bir zîhayat farzedilirse, o nur onun ruhu olur. Eğer büyük bir insan tasavvur edilirse, o nur onun aklı olur" (1) O öyle bir zattır ki, Peygamberler O`nun hürmetine Cenab-ı Allah`ın ilahi rahmetinden istifade etmişlerdir. Hz. Âdem (as) Resulullah (sav)i kendine vesile kılmasıyla Cenab-ı Allah`ın lutfüne mazhar olup tövbesi kabul edildi. O Resul (as) İbrahim (as)`ın sulbüne intikal edince ateş O`nu yakamadı. Ateş O`nun hürmetine serin ve selamet oldu. Yine O`nun zürriyetinden geleceği İsmail (as)`a O`nun hürmetine kurban indirildi. Tüm bunlar o Zat-ı Akdes’in Cenab-ı Allah indindeki kadrine ve değerine işarettir. Cenab-ı Allah O`nu muhabbetinin kıstası yapmış, insanlara merhamet etmesinin şartı koymuştur. “(Ey Resulüm!) De ki: Eğer Allah’ı seviyorsanız, Bana itaat ediniz ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı mağfiret buyursun!..” (Âl-i İmrân: 31) Cenab-ı Allah, Peygamberine itaat eden kulunu sevdiğini söylüyor. Cenab-ı Allah`ın bir kulunu sevmesi demek, o kulunun gören gözü, işiten kulağı olması demektir.

وما تقرب لي عبدي بشيء أحب إلي مما افترضته عليه، ومازال عبدي يتقرب إلي بالنوافل حتى أحبه فإذا أحببته كنت سمعه الذي يسمع به وبصره الذي يبصر به ويده التي يبطش بها وقدمه التي يمشي بها وإذا سألني لأعطينه وإذا استغفرني لأغفرن له وإذا استعاذني أعذته

“Kulum kendisine farz kıldığım şeylerden daha sevimli herhangi bir şeyle Bana yakınlık kazanamaz. Kulum Bana (farzlara ilâveten işlediği) nâfile ibadetlerle durmadan yaklaşır, nihayet Ben onu severim. Kulumu sevince de Ben onun (âdeta) işiten kulağı, gören gözü, tutan eli, yürüyen ayağı, akleden kalbi ve konuşan dili olurum. Ben’den her ne isterse, onu mutlakâ veririm. Bana sığınırsa, onu korurum.”(2)

İşte, Peygambere muhabbet, günahların bağışlanmasına vesile olduğu gibi, Cenab-ı Allah`ın o kulu sevmesine, bu sevgi ve muhabbet sonucu kulunun gören gözü ve işiten kulağı olmasını intac eder. Muhabbet-i Muhammedi (as) insanı iki cihanda da aziz eyleyen en kuvvetli iksirdir. Bundan dolayıdır ki O`nun etrafında güneşin etrafındaki yıldızlar gibi kenetlenen, pervane gibi dönen Ashab-ı Güzin her emrine, her isteğine "Anam babam Sana feda olsun" diye karşılık vermişlerdir. Vefatı sırasında Ashab-ı Kiram yanıp eriyen mumlara dönmüşlerdir. Bu hicran ve firaka dayanamayan Abdullah bin Zeyd -radıyallâhu anh-, ellerini ilâhî dergâha mahzun bir gönülle açarak: “Ya Rabbi! Artık benim gözlerimi âmâ kıl! Ben, her şeyden çok sevdiğim Peygamberimden sonra artık dünyada bir şey görmeyeyim!..” diye samimi göz yaşları içinde iltica etti ve oracıkta gözleri âmâ oldu.(4)

Kutlu doğum coşkusunun meydanlara sığmadığı bu ayda bizler de meydanlara inip Resulullah(Aleyhissalatu vesselam)`a olan sevdamızı gösterelim inşallah. Sözlerime bir hadisle son veriyorum.

عن أبي هريرة رضي الله عنه أن رسول الله صلى الله عليه وسلم قال : من أشدّ أمتي لي حُباً ، ناسٌ يكونون بعدي يود أحدهم لو رآني بأهله وماله رواه مسلم

“Benden sonra birtakım insanlar gelecek ki, onların her biri beni görebilmek uğruna ehlini ve malını vermeye can atarlar.”(5)

Mühahid Hakseven / İnzar Dergisi – Nisan 2012

KAYNAKLAR:

1) Bediüzzaman Said Nursî, Mesnevî-i Nuriye, s.106
2) Bkz. Buhârî, Rikâk, 38; Ahmed, VI, 256; Heysemî, II, 248
3) Ebû Dâvûd, Edeb: 113; Müslim, Birr: 50 Tirmizî: Bu hadis sahihtir
4) Bkz. Kurtubî, el-Câmî, V, 271
5) Hâkim, Müstedrek, IV, 95

 

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlendi *

İlgili Yazılar

{{ image }}

{{ title }}

{{ date }} {{ comments }}
{{ readingtime }} {{ viewcount }}
{{ author }}
{{ image }}

{{ title }}

{{ date }} {{ comments }}
{{ readingtime }} {{ viewcount }}
{{ author }}
{{ image }}

{{ title }}

{{ date }} {{ comments }}
{{ readingtime }} {{ viewcount }}
{{ author }}