İnzar Sorularla FıkıhSorularla Fıkıh – Haziran 2016

3 sene ago31213 min

İnzar Dergisi Haziran 2016 sayısında yayınlanan sorularla fıkıh köşesi. Bu sorulara Alimler ve Medreseler Birliği Fetva Kurulu cevap vermiştir.

Ramazan Orucunun Niyeti Nasıl Olmalıdır? Niyet Unutulursa Oruç Geçersiz Olur mu?

Her ibadette olduğu gibi farz ve nafile oruçlar için de niyet şarttır. İbadetlerin sahih olması için niyetle iktiran edilmesi gerekir. Peygamber Efendimiz (Aleyhissalatu Vesselam) şöyle buyurmuştur: “Ameller ancak niyetlere göredir…” (Buhari, Müslim, Ebu Davud)

Müçtehit imamlar arasında sadece Ebu Hanife’nin talebesi olan İmam Züfer’in niyeti orucun şartı olarak görmediği rivayet edilir.(1) Fakat İmam Züfer’in bu görüşü, Hanefi âlimler arasında bile kabul görmemiştir.

Niyetin lafzıysa şu şekilde olur: “Niyet ettim yarınki farz olan ramazan orucunu tutmaya”

Niyetin Vakti

Maliki, Şafii ve Hanbeli mezhebine göre; akşam namazıyla sabah namazı arasındaki herhangi bir vakit içerisinde bir sonraki gün için oruca niyet getirilebilir.(2) Hanefi mezhebine göre ise efdal olan imsâk vaktinden hemen önce niyetin getirilmesidir. Çünkü orucun başı imsâk vaktidir. İbadetlerde ise sünnet olan vaktin başında niyetin getirilmesidir. Ancak oruç adak veya kaza olmadığı sürece fecir vaktinden sonra da niyet getirilebilir.(3)

Her Gün Niyet Getirilmeli midir?
Cumhura göre ramazanın her günü için ayrı ayrı niyet getirmek gerekir. Çünkü her gün başlı başına bir ibadettir. Maliki mezhebi ise ramazanın başında bir defa niyet getirilirse bunun tüm günler için yeterli olacağı görüşündedir. Aynı şekilde Malikilere göre art arda tutulan kefaret, kaza ve sünnet oruçlarının başında bir defa niyet getirilirse diğer günler için getirilmezse oruç sahih olur. (4)
________________________________________
1-) Bidayetül Müçtehit –  İbnu Rüşd 1/203
2-) Muğni – İbnu Kudâme 3/91-92,  El-Mecmu – İmam Nevevî 2/322
3-) Bedaius-Sanai – İmam Kâsânî 2/85
4-) Haşiyetus-Savî Ala Şerhis-Sağir – Ebul Abbas Bin Muhammed 1/697

Oruç İbadetinden Kimler Muaf Tutulabilir?

Kuran’ın Kerim’de sabit olduğu üzere Allah (cc) hiçbir kuluna kaldıramayacağı bir yükü yüklemez. Aynı durum oruç ibadeti için de geçerlidir. Bazı ruhsatlar vardır ki kişi bunlarla oruçtan muaf tutulur. Bu ruhsatlar sırayla şu şekilde zikredilebilir;

1-Yaşlı erkek ve kadınlar
; oruç tutmak kendilerine oldukça zor gelen yaşlı erkek ve kadınlar her bir gün için bir fakiri doyururlar. Allah (cc) oruç ayetinin geçtiği Bakara suresinde şöyle buyuruyor;”…Oruca gücü yetmeyenler ise bir yoksulu (doyuracak şekilde) fidye verir…” (Bakara 184)

2- Hastalık; kişi ölümcül bir hastalığa yakalanmışsa ve hasta olduğu günlerde oruç tutamıyorsa her gün için bir fidye verir. Fakat hastalığı, tedavi yoluyla sonradan şifa bulacak türdense sonradan kazasını yapar. Bakara suresinde hastalarla ilgili şu ayet varid olmuştur;

“…Sizden kim hasta, ya da yolculukta olursa, tutamadığı günler sayısınca başka günlerde tutar. Oruca gücü yetmeyenler ise bir yoksul doyumu fidye verir.” (Bakara 184)

Hastalığın oruç tutmamaya ruhsat olabilmesi için kişinin oruç tuttuğu takdirde hastalığının çok daha kötüye gitmesi veya hayatını kaybetmesi ihtimalini taşıması gerekir. Ayrıca islami değerlerine bağlı bir doktordan tutmamayla ilgili tavsiye almalıdır.

3- Hastalığa veya ölüme sebebiyet verecek kadar susama ve acıkma; oruç tutan kimse orucuna devam ettiği takdirde hastalanma veya çok daha kötüsü olan ölme riski taşıyorsa orucunu bozabilir. Mesela su içmediği için böbreklerinden birini veya ikisini kaybetme korkusu taşıyan ya da aç kaldığından dolayı şeker ve tansiyon gibi bazen helak edici bir hastalığa yakalanma riski varsa kişi orucunu yiyebilir. Sonrasında ise kazasını yapar.

4- Yolculuk; yolculuğu 85 km ve yukarı olan kimse oruç tutmaya güç yetirse de yetirmese de oruç tutmama konusunda muhayyerdir. Eğer arkadaşlarıyla birlikte yolculuğa çıkar da arkadaşlarının çoğu oruçsuzsa ve kendisinin yiyecek ve içecek nafakası da ayrıysa oruç tutması daha iyidir. Çünkü Allah (cc) mutlak olarak “…Oruç tutmanız daha hayırlıdır.” (Bakara 184) diye buyuruyor. Aksi olursa yani kişinin yolculuk nafakası oruçsuz olan arkadaşlarıyla karışıksa ve oruç tuttuğu takdirde iftar edecek yemeği bulamayacaksa seferi olduğu günü oruçsuz geçirmesi daha iyidir.

5- Hamile veya süt emziren kadın; böyle bir durumda olan kadın oruç tuttuğu takdirde kendi nefisine bir zarar gelmesinden korkarsa oruç tutmayabilir. Sonrasında kazasını yapar. Fakat kendisine değil de çocuğuna bir zarar gelmesinden dolayı oruç tutmazsa hem kazasını yapar hem de fidye verir.

6- Kendisini zorlayan bir işte çalışan kimse; orucun tutulmamasıyla ilgili ruhsatlar yukarı zikredilenlerden ibarettir. Fakat bazı âlimler bu ruhsatlara bir de zor işlerde çalışan kimseleri dâhil etmiştir. Bazı Hanbeli imamları derki: eğer kişinin çalıştığı iş çok zorsa ve işi terk etmesine geçim sıkıntısına sebebiyet verecekse orucunu bozar daha sonra kazasını yapar. Bu durumda olan kimse geceden niyetini getirir zorlandığı yerde orucunu bozar. (1)
________________________________________
1-) Keşşâful-Kınâ – Behûti 2/361

İğne, Serum ve Tedavi Amacıyla Kullanılan Fitiller Orucu Bozar mı?
Damardan veya kaslardan vurularak yapılan iğne ve serum vitamin içermiyorsa, sadece tedavi amacıyla yapılıyorsa oruç bozulmaz. Fakat yiyecek ve içeceğin yerine geçen vitamin içerikli iğne ve serumlar orucu bozar.
Yusuf El-Kardâvî konuyla ilgili şunları söyler:

Oruç, yemeden, içmeden ve cinsi münasebetten uzak kalmak demektir. Bu, Kuran’ın belirlediği bir yasak ve sınırlamadır. Müslüman olan herkes de bu yasakları bilir. Peygamber (Aleyhissalâtu Vesselam) zamanındaki bedevi Araplar da bu yasakların mahiyetini, mantıki tanımlamalara gerek duymadan yeme ve içmenin neyi ifade ettiğini biliyorlardı. Aynı şekilde orucun ilk hikmetinin ne olduğunu bilmeyen de yoktur. Orucun hikmeti, bedeni şehvetleri terk ederek rıza-ı ilahiye nail olmak amacıyla Allah`a olan kulluğu izhar etmektir. Nitekim kutsi hadiste şöyle buyurulmaktadır:

Âdemoğlunun bütün amelleri kendisinedir. Yalnız oruç, bundan müstesnadır. O benim içindir. Onun karşılığını ben vereceğim. (Çünkü kulum) benim için yemesini, içmesini ve şehvetim terk etmektedir. (Buhari)

Bu durum aydınlandıktan sonra anlıyoruz ki, iğne yaptırmak ne kelime manası itibarıyla ne de istilahı manası itibarıyla yeme ve içme gibi değildir. Bunlar şeriat koyucunun orucu farz kılma amacına aykırı düşmemektedir. Dolayısıyla bu gibi şeyler orucu bozmaz.(1)

Söz konusu hüküm fitil için de geçerlidir. Tedavi amacıyla olursa orucu bozmaz. Fakat kişiyi dinç tutmak amacıyla ramazanda kullanılan gıda içerikli fitiller orucu bozar.

Tedavi amacıyla kullanılan iğne, serum ve fitilin orucu bozmadığını bilmekle birlikte eğer imkân varsa, günde iki defa kullanılan bu ilaçları sahur ve iftardan sonraki vakit içerisinde almak en doğru olanıdır.
________________________________________
1-) Çağdaş Meselelere Fetvalar – Yusuf El-Kardâvî 1/105

İnzar Dergisi / Haziran 2016 (141. Sayı)

İnzar Dergisi

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlendi *

İlgili Yazılar